ATASÖZLERİ Acıkan doymam, susayan kanmam sanır Acıyan uyumuş acıkan uyumamış Aç doymam tok acıkmam sarar Aç katık istemez uyku yastık istemez Açık yerde tepecik kendini dağ sanır Açılan solar ağlayan güler Aç ne yemez tok ne demez Adam adamdır olmasa da pulu eşek eşektir olmasa da çulu Ağaç dalıyla gürler Ağacın kurdu içinden olur Ağaca balta vurmuşlar sapı bendendir demiş Ağacı kurt insanı dert yer Ahmak köpeği yol kocaltır Ak koyunun kara kuzusu da olur Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır Allah dağına göre kar verir Attın leğenin kan kusana ne faydası var Anlayanla taş taşı anlamayanla bal yeme Aza demişler nereye, çoğun yanına demiş Azıcık aşım kaygısız başım Ateş ateşle söndürülmez Ateş kışın çiçeğidir Avcı ne kadar al bilse ayı o kadar yol bilir Bakarsan bağ bakmazsan dağ Balım olsun sinek Bağdattan gelir Bakmak ile usta olunsa köpekler kasap olurdu Bekârın parasını it yer, yakasını bit Ben ne zaman ölürsem kıyamet o zaman kopar Bezirgan züğûrtledikçe eski defterleri karıştırır Bıçak yarası onulur dil yarası onulmaz Bir ağızdan çıkar bin ağıza yayılır Bir avuç altının olacağına bir avuç toprağın olsun Bir çiçek koparsa bir kişinin kopmazsa bin kişinin Bir çiçekle yaz olmaz Bir deli bir kuyuya bir taş atmış bin akıllı çıkaramamış Bir korkak bir orduyu bozar Boş çuval ayakta durmaz Boş fıçı çok langırdar Boş ite menzil olmaz dolaşır gelir Vanı Bu handır konan göçer Buldum bilemedim bildim bulamadım Bülbül ile karıncanın yoldaşlığı softa ile dervişin arkadaşlığı Bülbülü altın kafese koymuşlar ah vatanım demte Can boğaz gelir Can bostanda bitmez Canı yanan eşek attan yüğrük olur Cihanı yıkan zulümdür kazma kürek değil Cins horoz yumurtada öter Cins kedi ölüsünü göstermez Cömert derler maldan ederler yiğit derler candan ederler Çeşmeye gidenin testisi kırılır Çıngıraklı deve kaybolmaz Çiftçinin karnını yarmışlar kırk tane gelecek yıl çıkmış Çok karınca deveyi öldürür Çok söyleme arsız edersin aç bırakma hırsız edersin Çok sözde yalan var çok malda dolan Çok taş kaldıran ya yılana uğrar ya çıyana tahta çivi tutmaz Dağ başında duman yiğit başında boran Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar Dağ yıkılmazsa dere olmaz Değirmen iki taştan muhabbet iki baştan Deli deliden hoşlanır imam ölüden Deve boynuz ararken kulaktan olur Deveye bindikten sonra çalı ardında gizlenmek olmaz Deveyi yardan uçuran bir tutam oltur Deveyi yel alırsa keçiyi gökyüzünde ara Devletli gözü perdeli olur Devlet oğul mal tahıl mülk değirmen Dilenci bir olsa şekerle beslenir Dilin cirmi küçük cürmü büyük Dilin kemiği yok Doğru söyleyeni dokur köyden koğarlar Dinsizin hakkından imansız gelir Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek Doğuran avrat Azraili yenmiş Dolu küpün sesi çıkmaz Dost başa bakar düşman ayağa Duvarı nem insanı gam yıkar Dost bin ise azdır düşman bir ise çok Dünya bir işi bin Dünya ölümlü gün akşamlı Dünya tükenir yalan tükenmez Eken biçer konan göçer El ağzına bakan karısını tez boşar El el ile değirmen yel ile El elin eşeğini türkü çağırarak arar El elden üstündür göğe kadar El eli yıkar iki el yüzü Emeksiz yemek olmaz El ile gelen düğün bayram El gönlü dolaşık ibrişimdir açılmaz Erkek aslan aslan da dişi aslan değil mi? Erkek sel kadın göl Eskisi olmayanın yenisi olmaz Ev alma komşu al Er erden biter tohum yerden Er ikrarından hayvan yularından Eskiye itibar olsaydı bit pazarına nur yağardı Eşeğine gücü yetmeyen semerini döver Eşek atın ne yoldaşı yoksul beyin ne kardaşı Etme komşuna gelir başına Evi delikle baca milleti hacıyla hoca yıkar Evlenmesi bir alaca kuş geçinmesi boran ile kış Faydasız baş mezara yaraşır Fıkaranın ahi tahttan indirir Şahı Fıkaranm tavuğu zenginin atı kıymetli olur Gammaz olmasa tilki pazarda gezer Gel demesi kolay git demesi güç Gelen geçer konan göçer Gök ağlamayınca yer gülmez Gelin eşikte oğlan beşikte Gezen kurt aç kalmaz Gönülden gönüle yol vardır Görünen köy kılavuz istemez Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz Gün güne uymaz Gün doğmadan neler doğar Gür söğüde kuş konar güzele söz gelir Güzel söz demir kapıyı açar Gün var yılı besler yıl var günü beslemez Hal halin yoldaşıdır Her ağaç kökünden çürür Her Firavunun bir Musası olur Her koyun kendi bacağından asılır Hırsızlık bir ekmekten kahpelik bir öpmekten Her yorulan için bir han yapılmaz Horozu çok olan yerde sabah tez olur Horoz ölür gözü çöplükte kalır Isıran it dişini göstermez Islanmışın yağmurdan korkusu olmaz İssız eve it buyruk İki gönül bir olunca samanlık seyran olur İki testi tokuşunca biri elbet kırılır İneğin sarısı toprağın karası İnsan doğduğu yerde değil doyduğu yerde İnsan bir umutta doğar bir umutta ölür İnsan demirden sert gülden nazik İnsan kâh olur dağı kaldırır kâh, olur darıyı kaldıramaz İnsan göre göre hayvan süre süre İnsanın alacası içinde hayvanın alacası dışında İnsan insanın şeytânıdır İnsan söylese söylese hayvan koklaşa koklaşa İnsanın soyu bir huyu bindir İnsanın yere bakanı suyun ağır akanı İsin yanına varan is misin yanına varan mis kokar İstediğini söyleyen istemediğini işitir İşi anlatıncaya kadar baş elden gider İşliyen demir pas tutmaz İyiliğe iyilik olsaydı koca öküze bıçak olmazdı İyiliğe iyilik her kişinin kârı kötülüğe iyilik er kişinin kârı Kaçan balık iri olur Kadı ekmeğini karınca yemez Kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz Kanı kan ile yumazlar kanı suyla yurlar Kar kuytuda para pintide eğleşir Kargayı besle gözünü oysun Karıncanın sonu gelince kanatlanır Kel ölür sırma saçlı olur kör ölür badem gözlü olur Kılıç kınını kesmez Kırk yıl yağmur yağsa mermere geçmez Kişi kendini görse eli kınamaz Köpek çarığı kapar ama gene yalınayak gezer Kurt kocayınca köpeklere maskara olur Kurt köyünü değiştirir ama huyunu değiştirmez Kurt bile komşusunu yemez Kuş kanadına kira istemez Kutsuz kuşun yuvası doğan yanında olur Kuyruklu yıldız her zaman doğmaz Külhan damında lale lâle bitmiş Laf torbaya sığmaz Lafla peynir gemisi yürümez Mal bulunur can bulunmaz Malını yemesini bilmeyen zengin her gün züğürttür Manda karadır ama sudu beyazdır Vurma korkağa cesur edersin Meyve ağacından uzak düşmez Meyveli ağacı taşlarlar Meyvesiz ağaç olur ama gölgesiz ağaç olmaz Minareyi çalan kılıfını hazırlar Mum dibine ışık vermez Ne yavuz ol asıl ne yavaş ol basıl Ne doğrarsan aşına o gelir kaşığına Ne kene ol em ne koyun ol emdir Nerde hareket orda bereket Nerde birlik orda dirlik Nerde ararsan orda o çıkar Orman yağmurun yularıdır Oturan aslandan gezen tilki yeğdir Olmaz olmaz deme olmaz olmaz Ödünç güle güle gider ağlaya ağlaya gelir Öküze boynuzu yük olmaz Öz kurursa göz de kurur Para şıkırtısı gelin kıkırtısı Rüzgâr eken fırtına biçer Rüzgâra karşı tüküren kendi yüzüne tükürür Rezil olmadıkça vezir olunmaz Sabahın tutağına yapışan el aç kalmaz Sabır acıdır meyvesi tatlıdır Sel ağzı küm tutmaz Sel gider kum kalır Serçeden korkan dan ekmez Su aka aka yolunu bulur Su başından bulanır Su başından kesilir Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek içer Şeytanın dostluğu dar ağacına kadardır Şeyh uçmaz müridi uçurur Şimşek çakmadan gök gürlemez Şeytanla ortak buğday eken samanını alır Taşıma su ile değirmen dönmez Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır Tek kanatla kuş uçmaz Tekkeyi bekleyen çorbayı içer Temelsiz bina tez yıkılır Tavukken tavuk bir su içer bir göğe bakar Tüccarın bir günü, ekincinin bir yılı, azabın var ömrü Ufak suda balık kendini büyük sanır Uyku uykunun mayasıdır Ummadık hacıyı deve üstünde yılan sokar Ummadık taş baş yarar Uzunun gönlü ola ki kısaya eğile Ustasiz usta olmaz Üç gecelik ayı herkes görür Ürmesini bilmeyen köpek sürüye kurt getirir Üzüm üzüme baka baka kararır Ürüyen köpek ısırmaz Veren eli kimse kesmez Vakitsiz öten horozun başını keserler Yabancı koyun kenara yatar Yalnız kalanı kurt yer Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden Yağmur yağdıracak bulut uzaktan belli olur Yalnız taş duvar olmaz Yanlış hesap Bağdattan döner Yıkılan ağaca balta vuran çok olur Yılan yıldız görmeyince ölmez Yılanın sevmediği ot deliğinin ağzında biter Yumurtladığı bir yumurta çığıltısından geçilmez Yüğrük at yemini kendi artırır Yırtıcı kuşun ömrü az olur Yolcular yamhr yollar, yamtmaz Zemheride yoğurt isteyen cebinde bir inek taşır Zengin olana kölesi bile düşmandır Züğürt olup düşünmektense uyuz olup kaşınmak yeğdir |