BİLMECELER Onbeşinde gencelir Otuzunda kocalır (Ay) Ortaya bir gümüş yüzük koydum, ay geldi alamadı, güneş geldi aldı (Buz) Uzun uzun akalar Ak sakallı babalar Gelir gider duramaz Gece gündüz çabalar (Dalga) — Nereye gidiyorsun boynu eğri? — Tepesi delik sana ne. (Duman, baca) İçin ateş, dışı taş Biri kuru, biri yaş. (Dünya) Gökte gördüm bir köprü, Rengi var yedi türlü. (Ebemkuşağı/Gökkuşağı) Bir salkım üzümüm var Yansı beyaz, yarısı kara. (Gündüz, gece) Mavi atlas; Arşın yetmez, İğne batmaz, Makas kesmez, Terzi biçmez. (Gökyüzü) Bir tavada iki balık, Biri sıcak, biri soğuk. (Gökyüzü, güneş, ay) Karşıdan ay doğmuş, Ayı görenler olmuş, Anası kundakta iken Kızının kızı olmuş. (Göl) Attım beyaz yumağı, Tuttum siyah yumağı. (Gündüz, gece) Çıt demeden çalıya düşer. (Işık) Adana'dan bir yığın pamuk gelmiş, alayım dedim, suyu çıktı. (Kar) Bir kalbur boncuğum var, Akşamdan atarım, Sabahtan toplarım. (Yıldızlar) Ey bulutlar, bulutlar, Yusuf'u yedi kurtlar, Ben bir şekil kuş gördüm Tepesinden yumurtlar (Buğday) Ağaç üstünde kilitli sandık. (Ceviz) Çalı dibinde mum yanar. (Çiğdem) Bize bir misafir geldi Yeşil fereceli. Kırmızı entarili Siyah düğmeli. (Karpuz) Dere tepe Çıngıl tepe (Kızılcık) Küçücük fıçıcık İçi dolu turşucuk (Limon) Karşıda yiğitçik Belinde divitçik. (Mısır) Hanım içerde, Saçı dışarda. (Mısır) Bir karı ile bir koca, Mırmır eder her gece. Karı der ki: — Hey koca, Acep İstanbul nice, — İstanbul bucak, bucak, Çevresi mermer ocak, İçinde bir sandıcak. İçi dolu boncucak. (Nar) Fini fini fincan İçi dolu mercan. (Nar) Ne idim, ne idim, Sahralarda bey idim. Felek beni ne yaptı Beli bağlı kul yaptı. (Süpürge) On ay yatar, İki ay kalkar Feneri yakar, Etrafa bakar. (Ateşböceği) Üstü çayır, biçilir, Altı çeşme içilir. (Koyun) Dizi dizi tencereler Patlak gözlü çingeneler (Kurbağa) Havayidir havayı, Yüksek yapar yuvayı; Kuyumcular dökemez, İpekçiler yapamaz. (örümcek ağı) Ufacık mermer taşı İçinde beyler aşı; Pişirirsen aş olur, Pişirmezsen kuş olur. (Yumurta) Öç gemi yolladım Mısır hurmasına Altın direk diktim burmasına Nine, var getir vermezlerse yalvar getir, Koklanmamış gül, yarılmamış har getir. (Gelin) Kul görür Allah görmez. (Rüya) Dünyanın döndüğünü kim bilir. (Sarhoş) Baldan tatlı, baltadan ağır; Elde tutulmaz, çarşıda satılmaz; Mendile konulmaz, tadına doyulmaz. (Uyku) Bir kızım var gelen öper giden öper. (Su bardağı) Mavi öküz gider gelmez, Siyah öküz yatar kalkmaz. (Duman, kömür) Aşağıya çevirsem dolar, yukarıya çevirsem boşalır (Fes, şapka) Şukkada şukka Bukkada bukka Mantıka tıkka Mantıka tıkka (Haran) Ak tarla, kara tohum; Elle ekilir; gözle biçilir. (Yazı) Çıt der, çiçek açar. (Kibrit) Aşağı iner, güle güle. Yukarı çıkar ağlaya ağlaya. (Bakraç) Ocak başında kuyu, Kuyunun içinde suyu; Suyun içinde yılan. Yılanın ağzında mercan. (Lamba) Altı deniz, üstü yıldız. (Lamba) İstanbul'da süt pişti, Kokusu buraya düştü. (Mektup) Bir kızım var, döne döne gebe kalır, (Öreke) Karnı gür gür eder kurbağa değil, Ağzında zurnası var. zurnacı değil, Başında tablası var, tablacı değil. (Nargile) Ol nedir ki cismi var parmak gibi. Giydiği ak gonca bir zambak gibi; Başına koyunca altın külahı. Göz yaşı durmaz akar ırmak gibi. (Mum) Zenginin elinde, Fukaranın dilinde. (Para) Bir küçücük kutudur, Bütün dünya yurdudur. (Radyo) Yer altından yıldız geçer. (Saban demiri) Parasını el alır, Dumanını yel alır. (Sigara) Ufak ufak odalar, Birbirini kovalar. (Tren) Mavi tarla üstünde Beyaz güvercin yürür. (Yelkenli) Bir top bezim yar, sağarım sağarım bitmez. (Yol) Kırk arap el ele tutar. (Zincir) Gittim bir eve ağlarlar Sordum neye ağlarlar Adamı ipsiz bağlarlar. (Nikâh) |