MANİLER Ay aydındır ışıktır Terkim dolu kaşıktır Dedim yâre gideyim Yollarım karışıktır Aşık der ki biçare Biçareye ne çare Et koksa tuz katarlar Tuz kokarsa ne çare Altınım akçalarda Çiçeksin bahçelerde Tenim yerde çürümüş Esbabım bohçalarda Ah benim bahtiyarim Gönülde tahtı yârim Yüzünde göz izi var Sana kim baktı yârim Akan sular olaydım Kız testine dolaydım Gümüşten kollarına Bir bilezik olaydım Atma beni taş ile Gözüm dolu yaş ile Ben nereye gideyim Bu sevdalı baş ile Ay doğar ay ışığı Sofrada bal kaşığı Yine nerden gelirsin Evimin yakışığı Ak koyun meler gelir Dağları deler gelir Hakikatli yâr olsa Geceyi böler gelir Ah etsem ah olur mu Desem günah olur mu Verdiğini alıyor Böyle Allah olur mu Ağ tası kaldırsalar Yılanı öldürseler Küçükten yâr seveni Cennete gönderseler Ay dedim aydın beni Ne hale koydun beni Yelkenslz gemi gibi Ortada koydun beni Aşık der harayından Kuş uçmaz sarayından Günde bir kerpiç düşer Ömrümün sarayından Atımızı koşalım Dağı taşı aşalım Sen yağmur ol, ben bulut Yağarken kavuşalım At olur da tepmez mi Yâr olur da öpmez mi Yârin öptüğü yerde Mor menekşe bitmez mi Ata binerim ata Tabanca ata ata Çürüdü kemiklerim Yalınız yata yata Arpalar biçimdedir Kılçığı içimdedir Kurban olam Tokad'a Sevdiğim içindedir Ayağının nalını Eğme kiraz dalını Zenginse dengim değil Köpek yesin malını Ay durmuyor yürüyor Yârim beni yoruyor Çekilecek dert değil Mevlâm sabır veriyor Ay ışık batar şimdi Horozlar öter simdi Şu benim cahil yârim Yalınız yatar şimdi Ak pınar yapısına Gün doğmuş yapısına Yârim çiçek yollamış Uyandım kokusuna Al eline kalemi Yaz başına geleni Acep nere gömerler Yâr yoluna öleni Arabama taş koydum Gül yastığa baş koydum Yârim gelecek diye Sağ yanımı boş koydum Araz durur akmaz mı Ateş olur yakmaz mı Tutalım sultan oldun Sultan kula bakmaz mı Bahçede bârsız adam Ayvada narsız adam Kalaysız kaba benzer Dünyada yârsız adam Bak arının beyine Aşık'ın dileğine Kelepçe vuran yoktur Sevdanın bileğine Bahar geldi hoş geldi Pencereye kuş geldi Yâr gönlünü çaldırmış Kollarıma hoş geldi Bu sular akar gider Taşları yakar gider Dünya bir penceredir Her gelen bakar gider Bu dağlar olmasaydı Çiçeği solmasaydı Ölüm Allah'ın emri Ayrılık olmasaydı Benim yârim piyade Asker oldu Konya'da Ölüm var ayrılık yok Benim için dünyada Bahçeler barıncalar Ayvalar narıncalar Bir yanım kurt kuş yedi Bir yanım karıncalar Camiler medreseler Yârin geldi deseler Bir kuş kadar canım var Müjdeciye verseler Çorap ördüm yaş imiş Ayaklarım üşümüş Yâri koynumda sandım Uyandım ki düş imiş Çayda kumlar kaynaşır Suda balık oynaşır Sokakta sesin duysam Evde dilim dolaşır Denizin dibi derin Yeşil seccade serin Hey dinsiz imansızlar Yârimi bana verin Havada kar sisi var Başında mor fesi var Yıkarım yayla seni İçimde yâr sesi var Denizlerin kumuyum Balıkların puluyum Gel sevdiğim yatalım Ben de Allah kuluyum Deryaya dalan bilir Dalmayan yalan bilir Cevahirin kadrini Canverip alan bitir Dağ ayrı duman ayrı Kaş ayrı keman ayrı Sen orada ben burda Can ayrı beden ayrı Denizin dibi mildir Beni söyleten dildir Pirimizi sorarsan Ferhat ile Şirindir Dağlar başına felek Gözüm yaşına felek Akıbet kuş kondurur Mezar taşına felek Eserim yeller gibi Tozarım yollar gibi Ben yârimin aşkından Coşarım seller gibi Elimi saramadım Yâr murat alamadım Hep kuşlar yuva yapmış Kuş kadar olamadım Ekin ektim gül bitti Dalında bülbül öttü Ötme garip bülbülüm Yârim elimden gitti Erik dalda bir sıra Yârim gitmiş Mısır'a Koyun olsam yayılsam Yârimin ardı sıra Elde fincana kurban Kolda mercana kurban Eller mal âşıklısı Ben de bir cana kurban Felek vurdu taş ile Gözüm doldu yaş ile Yârim nere gideyim Bu sevdalı baş ile Gideyim elinizden Kurtulanı dilinizden Yeşil baş ördek olsam Su içmem gölünüzden Gök güvercin olayım Gergefine konayım Avcı çeker vurursa Dizlerinde öleyim Gül olayım der beni Kucağına ser beni Hasretinle ölürsem Kabul etmez yer beni Gökler bulutlu kaldı Kuşlar umutlu kaldı Anahtar yâr boynunda Gönlüm kilitli kaldı Kaleden iniyorum Çağırsan dönüyorum Derdimden kibrit oldum Üfürsen yanıyorum Kale kaleye karşı Kalenin dibi çarşı Bir tomurcuk gül olsam Açılsam yâre karşı Gittim arpa biçmeye Eğildim su içmeye Dediler yârin geldi Kanatlandım uçmaya Karanfil oylum oylum Geliyor selvi boylum Selvi boylum gelince Şen olur deli gönlüm Karadır kaşın ördek Yeşildir başın ördek Göle çimmeğe geldim Hani yoldaşın ördek Ketenim var tarakta Bir yâr sevdim ırakta Varsın ırakta olsun Sevgisi var yürekte Köprü başında çiçek Çiçekler biçilecek Ben bir çeşme yaptırdım Sevdalılar içecek Karanfilim ek beni Sulu yere dik beni Eğer çiçek vermezsem Kazma ile sök beni Mezarım derin edin Su serpin serin edin Dünyada gün görmedim Ahrette gelin edin O yanı dağ bu yan dağ Lâle bağrın oyan dağ Öksüzün gözyaşından Çiçekler aç boyan dağ Od yanar kazan bilir Yol halin ozan bilir Geceyi hastadan sor Gurbeti gezen bilir |