AŞIK VEYSEL Güzelliğin on par'etmez Bu bendeki aşk olmasa Eğlenecek yer bulaman Gönlümdeki köşk olmasa Tabirin sığmaz kaleme Derdin dermandır yareme İsmin yayılmaz aleme Aşıklarda meşk olmasa Kim okurdu kim yazardı Bu düğümü kim çözerdi Koyun kurt ile gezerdi Fikir başka başk'olmasa Güzel yüzün görülmezdi Bu aşk bende dirilmezdi Güle kıymet verilmezdi Aşık ve maşuk olmasa Senden aldım bu feryadı Bu imiş dünyanın tadı Anılmazdı Veysel adı O sana âşık olmasa Kaldırsam perdeyi döksem suçumu Acep bu işime ne dersin dünya Fısk-u fesat kaplamıştır içini Bu çirkin huyları nidersin dünya Dünyaya gelmemde maksat ne idi Bir sadık dost bulup dem sürme idi Arzum bir güler yüz gül meme idi Istırapla dolu kedersin dünya Nice zenginlerin çarkın çevirdin Nice kahramanı teptin devirdin Bunca fakirleri kastın kavurdun Herkese bir türlü kadersin dünya Bükülmez kolların olmuşsun ağa İntikam beslersin bir tek yaprağa Akibet serersin kara toprağa Onu da bermurat edersin dünya Ne bankeri kalır ne de bir fakir Herkes kazancını sana bırakır Beş arşın bez ile yolc'eden ahir Eline geçeni yutarsın dünya Veysel'i düşürdün ne haldan hala Kimini garkettin yeşile ala Zaman gelir sen de eren zavala Bir gün tepe takla gidersin dünya Ben gidersem sazim kal bu dünyada Gizli sırlarımı aşikâr etme Lâf olsun dillerin söyleme yada Garip bülbül gibi ahu zar etme Gizli dertlerimi sana anlattım Çalıştım sesimi sesine kattım Bebe gibi kollarımda yaylattım Hayali hatır et beni unutma Bahçede dut iken bilmezdin sazı Bülbül konar mıydı dalına bazı Hangi kuştan aldın sen bu avazı Söyle doğrusunu gel inkâr etme Benim her derdime ortak sen oldun Ağlarsam ağladın gülersem güldün Sazım bu sesleri turnadan m'aldın Pençe vurup sarı teli sızlatma Ay geçer yıl geçer uzarsa ara Giyin kara libas yaslan duvara Yanından göğsünden açılır yara Yar gelmezse yaraların elletme Sen petek misali Veysel de arı İnleşir beraber yapardık balı Ben bir insan oğlu sen bir dut dalı Ben babamı sen ustanı unutma Uzun ince bir yoldayım Gidiyorum gündüz gece Bilmiyorum ne haldayım Gidiyorum gündüz gece Dünyaya geldiğim anda Yürüdüm aynı zamanda İki kapılı bir handa Gidiyorum gündüz gece Uykuda dahi yürüyom Kalmaya sebep arıyom Gidenleri hep görûyom Gidiyorum gündüz gece Kırkdokuz yıl bu yollarda Ovada dağda çöllerde Düşmüşüm gurbet ellerde Gidiyorum gündüz gece Düşünülürse derince Irak görünür görünce Yol bir dakka miktarınca Gidiyorum gündüz gece Şaşar Veysel işbu hale Gah ağlaya gahi güle Yetişmek için menzile Gidiyorum gündüz gece Bahar gelir kudurursun Kızılırmak seni seni Ne uyursun ne durursun Kızılırmak seni seni Gelin yedin kızlar yedin Nice ela gözler yedin Seksen doksan yüzler yedin Kızılırmak seni seni Gençler yersin koca yersin Gündüz yersin gece yersin Hakim benden sormaz dersin Kızılırmak seni seni Yakının var ırağın var Zemheride bir çağın var Bir de buzdan tuzağın yar Kızılırmak seni seni Atı sürdü Mehmet Özbek Yüzü tutmuş sandı buz pek Az kaldı ki ola helak Kızılırmak seni seni Parça parça etsem seni Fabrikaya tutsam seni Deniz olsam yutsam seni Kızılırmak seni seni Üzerine köprü kursam Arzun yerine getirsem Seni cehenneme sürsem Kızılırmak seni seni Söyler Veysel sözü sana Yılda kıyan üç beş cana Selleri eylen bahane Kızılırmak seni seni Sen bir ceylan olsan ben de bir avcı Avlasam çöllerde saz ile seni Bulunmaz dermanı yoktur ilacı Vursam yaralasam söz ile seni Kurulma sevdiğim güzelim deyin Bağlama karayı alları geyin Ben bir çoban olsam sen de bir koyun Seslesem elime tuz ile seni Koyun olsan otlatırdım yaylada Tellerini yoldurmazdım hoyrata Balık olsan takla dönsen deryada Düşürsem toruma hız ile seni Veysel der ismini koymam dilimden Ayrı düştüm vatanımdan elimden Kuş olsan da kurtulmazdın elimden Eğer görse idim göz ile seni Bu alemi gören sensin Yok gözünde perde senin Haksıza yol veren sensin Yok mu suçun bunda senin Kâinatı sen yarattın Her şeyi yoktan var ettin Beni çıplak dışar'attın Cömertliğin nerde senin Evli misin ergen misin Eşin yoktur bir sen misin Çark-ı sema nur sen misin Bu balkıyan nur da senin Kilisede despot keşiş İs' Allahın oğlu demiş Meryem Ana neyin imiş Bu işin var bir de senin Kimden korktun da gizlendin Çok arandın çok izlendin Göster yüzün çok nazlandın Yüzün mahrem ferde senin Binbir ismin bir cismin var Oğlun kızın ne hısmın var Her bir irenkte resmin var Nerde baksam orda senin Türlü türlü dillerin var Ne acaip hallerin var Ne karanlık yolların var Sırat köprün nerde senin Adem'i sürdün bakmadın Cennette de bırakmadın Şeytanı niçin yakmadın Cehennemin var da senin Veysel n'eden aklın ermez Uzun kısa dilin durmaz Eller tutmaz gözler görmez Bu acaip sır da senin Bir ulu ağaçtan bir yaprak düşse O anda acısın duyar iniler Katlansa acıya sakince geçse Esen rüzgarlara uyar iniler Bu aşkın meyinden içip de kanan Gendeki başını sevdaya salan Yerinden ayrılıp gurbette kalan Geçen günlerini sayar iniler Çağlayıp akıyor bakarsın suya Yağan yağmurlardan zevk duya duya Geçer dolaplardan yeter arzuya Başını çarklara koyar iniler Dağlar çiçek açar Veysel dert açar Derdine düştüğüm yar benden kaçar Gerçek âşık olan kendinden geçer Derdini aleme yayar iniler Derdimi dökersem derin dereye Doldurur dereyi düz olur gider Rakipler geldi de girdi araya Korkarım yar benden yoz olur gider Ilgıt ılgıt yeller eser seherde Dost beni düşürdü onulmaz derde Yar ile buluşsak bir tenha yerde Duyarlar rakipler söz olur gider Pervane ateşten sakınmaz canı Uğruna koymuşum başı bedeni Doldur tüfengini hedef et beni Yaram doksan dokuz yüz olur gider Veysel der çıkayım bir yüce dağa Ağaçlar bezenmiş yeşil yaprağa Zaman gelir tenim düşer toprağa Karışır toprağa toz olur gider Dost dost diye nicesine sarıldım Benim sadık yarim kara topraktır Beyhude dolandım boşa yoruldum Benim sadık yarim kara topraktır Nice güzellere bağlandım kaldım Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum Her türlü isteğim topraktan aldım Benim sadık yarim kara topraktır Koyun verdi kuzu verdi süt verdi Yemek verdi ekmek verdi et verdi Kazma ile döğmeyince kıt verdi Benim sadık yarim kara topraktır Adem'den bu deme neslim getirdi Bana türlü türlü meyve getirdi Her gün beni tepesinde götürdü Benim sadık yarim kara topraktır Karnın yardım kazmayınan bel inen Yüzün yırttım tırnağınan elinen Gene beni karşıladı gülünen Benim sadık yarim kara topraktır İşkence yaptıkça bana gülerdi Bunda yalan yoktur herkes de gördü Bir çekirdek verdim dört bostan verdi Benim sadık yarim kara topraktır Havaya bakarsam hava alırım Toprağa bakarsam dua alırım Topraktan ayrılsam nerde kalırım Benim sadık yarim kara topraktır Dileğin var ise iste Allah'tan Almak için uzak gitme topraktan Cömertlik toprağa verilmiş haktan Benim sadık yarim kara topraktır Hakikat ararsan açık bir nokta Allah kula yakın kul da Allah'ta Hakkın gizli hazinesi toprakta Benim sadık yarim kara topraktır Bütün kus'rumuzu toprak gizliyor Merhem çalıp yaralarım düzlüyor Kolun açmış yollarımı gözlüyor Benim sadık yarim kara topraktır Her kim ki olursa bu sırra mazhar Dünyaya bırakır ölmez bir eser Gün gelir Veysel'i bağrına basar Benim sadık yarim kara topraktır |