SEYRANİ Sanma zengin bir gün olur kudurur Malı ile günahların yudurur Hacıya hocaya beli dedirir Söğütte kavakta biter nar dese Hak yoluna gidenlerin Asa olsam ellerine Er pîr vasfın edenlerin Kurban olsam dillerinde Torunuyuz bir dedenin Tohumuyuz bir bedenin Münkir ile ceng edenin Silâh olsam bellerine Bir üstada olsam çırak Bir olurdu yakın ırak Kemiğim yapsalar tarak Yâr zülfünün tellerine Bir kâmilin yolun tutsam Aşk oduna yanıp tütsem Bülbül gibi feryâd etsem Muhabbetin güllerine Vücûdumu kavursalar Yönüm yâre cevirseler Harman gibi savursalar Muhabbetin yellerine Seyrani kaldır parmağın Vaktidir Hakk'a durmağın Deryaya akan ırmağın Katra olsam sellerine Yumurtasın kokutmağa Yatar sanma gürke beni Aşkın dersin okutmağa Sanma korkup ürke beni Ben âşıkın birisiyim Ölü değil dirisiyim Siyah tilki derişiyim Kapla samur kürke beni Cambazım ben aşk ipinde Büyür meyve her çöpümde Temiz aşkın zevk küpünde Sanma sulu sirke beni Seyrani bir arı beyi Çiçeği aşkın göbeği Nazlıyım gözün bebeği Düşüremen çirke beni Ben soyundum samurlardan Tohma oldum hamurlardan Olur olmaz çamurlardan Sakınmazdım üstüm seni Varsam kırklar Mekkesine Tuğra olsam sikkesine Bir gerçeğin tekkesine Seremedim postum seni Dersim aldım ismi hûdan Kara toprak kadar yudan Seyrani keyfimce sudan Doldurmadım destim seni Mahkeme meclisi icadolduğu Çeşme-i rüşvatın akmaklığından Kaza belâ ile âlem dolduğu Kazların kadıya uçmaklığından Kadının rüşvatla hüccet yazması Sonra dönüp yine hükmün bozması Yıkılan binanın birden tozması Asıl sermâyenin topraklığından Asıl sermâye-i niyabetleri Emvâl-i eytamdır ticaretleri Dâvet-i rüşvata icabetleri Sıdk ile gönlünün alçaklığından Bülbülün aşkıdır dalda öttüğü Çobanın südedir koyun güttüğü Toprağın Hâbili kabul ettiği Şüphesiz yüzünün yumuşaklığından Dünyadan ahrete gidip gelmemek Olmasa iktizâ eder ölmemek Balık baştan kokar bunu bilmemek Seyrani gafilin ahmaklığından Bir olur mu gülün rengi Patlıcanın moruyunan Olamaz Konya'nın dengi Niğde şehri Boruyunan Tipi eser ocağında Poyraz gezer bucağında Müzevvirin ocağında Yaş yanmaz mı kuruyunan Kör önünde çekmek fener Olmamıştır âdet hüner Ay yıldız da doğar iner Hakk'ın kudret nûruyunan Deve köşeğin süser mi Beyhude bir yel eser mi Gönül dosta hiç küser mi Münafığın şoruyunan Der Seyrani âlem fena Hakk'a mahsus hamd ü sena Ehl-i islâm kurmuş bina Zülfikar'ın zoruyunan Soralım yoksula baya Ne hikmettir şu dünyâya Gelen ağlar giden ağlar Aslı nedir neden ağlar Ömrümün defterin durdum Hâk-i paye yüzüm sürdüm Bir acayip kal'a gördüm Burcu baru beden ağlar Bir deveci yeder deve Yularından seve seve Birbirinden eve eve Deve ağlar yeden ağlar Seyrani'ye aceb nolmuş Derunu derdile dolmuş Kimi etmiş kimi bulmuş Bulan ağlar eden ağlar Her kim temizlese taşlı pirinci Kendi gözü nuru ile bakıyor Akıl bir ipliğe diziyor inci Fikir meramınca delip takıyor Kendi kanatların her kuş sallıyor Her arı yaptığı çeçi ballıyor Dost aşk bağına atın bağlıyor Tırnağına göre nal mıh çakıyor Lâle sinesinde açılır dağlar Gül sümbüle bülbül başına ağlar Kimi yer çağlamaz kiminde çağlar Deresine göre sular akıyor Hem soğuğu vardır hem de sıcağı Bulunmaz dünyanın ucu bucağı Fitillendi aşktan bağrım ocağı içim beni dışım eli yakıyor Ne çare Seyrarti böyledir kader Taşlara dökülmüş ektiğin bider Kemin kemliğinden bize ne keder Eyiler eyliğin başa kakıyor Bir aynaya kılsam nazar Sağ tarafım sol görünür Padişahlar ferman yazar Tatarlara yol görünür Her ölüye olmaz tabut Attas eskir olur caput Olsa akçuhadan kaput Eskiyince çul görünür Eğer Seyrani'nin yâri Olsa huri melek peri Gönül sevmedikten ger! Kız olsa da dul görünür Yavrusuna kuş yuvadan Kısmet aramağa uçar Enis yokuş düz ovadan Kimi koğar kimi kaçar Poyrazının tipisinin Hizmeti var rtepisinin Tanrı -kısmet kapusunun Verir rızkın komaz nâçâr Sekiz olur dokuz olur Gengel sütü sakır olur Tosun büyür öküz olur O da bir gün göpe sıçar Tahtında oturur melik Hırkaları bölük bölük Seyrani'nin cebi delik Her ne koysan döker saçar Toprak ejder olmuş evreni yutmuş Gaflet beşiğinde sağı unutmuş Kedi var arslanın yerini tutmuş Arslan var adına kedi söylenir Bir kötünün eli erse varlığa Derler ana aman beri yarlığa Bir eyinin eli düşse darlığa Veliyullah olsa gidi söylenir Yolcular yanılır yollar yanılmaz Merhemin bulmayan yara onulmaz Şu dünyada kötü iyi anılmaz Herkesin şerefi sudu söylenir Heyder gibi sen de deven yedince Canını Mevlâ'ya teslim edince Seyrani dünyadan göçüp gidince Anılır dillerde adı söylenir Bu dünyaya gelen gider Görelim bağlar ne olur ölenler borcunu öder Görelim sağlar ne olur Alttan gelir yeşil başlı Kargısının ucu taşlı El kamçılı bel kılıçlı Görelim beyler ne olur Kemal ehli özlü olur Her kabahat gizli olur Ne vezirler nazlı olur Görelim tuğlar ne olur Gam kervanı yük götürür Kemal fazilet yetirir Türlü çiçekler bitirir Görelim dağlar ne olur Seyrani öldü dirildi Suçu yüzüne vuruldu Derdinden yerler yarıldı Görelim gökler ne olur Çarhın arabası cızılamadan Öküzün yüreği sızılamadan Koyun yaratılıp kuzulamadan Kurdun kulağına meler var imiş Derûn-i Seyrani öz benim değil Dilden işitilen söz benim değil Seyr-i cihan eden göz benim değil Ben yok iken gözde neler var imiş Orak ekin biçmez bilemeyince Un kepeğin seçmez elemeyince Gözlü birbirinden silemeyince Kör körün gözünden çapak silemez Örümceğin sıratından Kendi geçer kimse geçmez Ay güneşin suratından Bir zerreyi yerip seçmez Bir koyunu kurt yese de Kalır bin bir vesvese Pis denir kelb batan süde Susuz kalsa çoban içmez Seyrani daldan budaktan Dilin esirge dudaktan Çoban kurtulmaz ödekten Bir tene iki can geçmez Ormanda büyüyen adam azgını Çarşıda pazarda seyrân beğenmez Medrese kaçkını softa bozgunu Selâm vermek için insan beğenmez Alemi ta'neder yanına varsan Seni de yanıltır mesele sorsan Bir cim bile çıkmaz karnını yarsan Meclise gelir de erkân beğenmez Her çeşit insandan birkaç eşi var Mektepten koğulmuş günâh işi var (Rabbi yesir)de dört yanlışı var Tahsil etmek için irfan beğenmez Ellerin evinde çul firâş olur Burnu sümüklüdür göz yaş olur Bayramdan bayrama bir tıraş olur Gider berbere de dükkân beğenmez Yayladan yaylaya konup göçer de Arpayı buğdayı ekip biçer de Mısır yaprağın kıyıp içer de Tütünü bulunca duman beğenmez Bir odası vardır gayet küçücük Kendi aklı sıra keyf yetirecek Bir çanağı yoktur ayran içecek Kahveyi bulunca fincan beğenmez Seyrani söyledi bu doğru sözü Haddeden çekilmiş doğrudur özü Şehre gelin gitse bir köylü kızı Lâ'l ü güher ister mercan beğenmez Olgunlaşmış bir bostan var Şu kıraçta susuz nesiz O bostanda bir fidan var Meyvesi yok dalsız nesiz Bu bahçede otlar azar Bir ağaç var göğe uzar Ol ağaçta bir kuş gezer Kanadı yok tüysüz nesiz Yeryüzünün menekşesi Her birisi bir yol açmış Bu ne şekil irenk imiş Boyası yok seğsiz nesiz Seyrani bir eski derviş Ona bu Hak'tan verilmiş Dividin yok kalem mafiş Yine okur cüzsüz nesiz |