RUHSATİ Bir vakte erdi ki bizim günümüz Yiğit belli değil mert belli değil Herkes yarasına derman arıyor Deva belli değil dert belli değil Farkeyledik âhir vaktin yettiğin Merhamet çekilip göğe gittiğin Gücü yeten soyar gücü yettiğin Papak belli değil, Kürt belli değil Adalet kalmadı hep zulüm doldu Geçti şu baharın gülleri soldu Dünyanın gidişi acayip oldu Koyun belli değil kurt belli değil Başım ayık değil kederden yastan Ah ettikçe duman çıkıyor festen Haraba yüz tuttu bezmi gülistan Yayla belli değil yurt belli değil Çarh bozulmuş dünya ıslah olmuyor Ehli fukaranın yüzü gülmüyor Ruhsati de dediğini bilmiyor Yazı belli değil hat belli değil Sana bir destan söyleyim Yaşasın Seyit efendi İnkisar etmeğe kıymam Şişesin Seyit efendi Ölçtün özeni özeni Ettin sen bana düzeni Yerindir katran kazanı Pişesin Seyit efendi Düştüm de geldim izine Parmağım patlak gözüne Kasat itleri yüzüne İşesin Seyit efendi Babanı katmam sayıya Özün benzettim ayıya Kendi eştiğin kuyuya Düşesin Seyit efendi Ruhsati'yi buldun söngün Bir kaz bulup yoldun engin Şeytanlıkta yoktur dengin Poşasın Seyit efendi Bir münafık bir gammazın Terki salat beynamazın Üçünün meyit namazın Kılanın da avradını Münkir münafıkın suyu Aktı harab etti köyü Ölüsüne bir tas suyu Koyanın da avradını Evden odun getirenin Isıdıp su yetirenin Iskatına oturanın İmamın da avradını Ruhsat burdan kalktı deyi Dört yanına baktı deyi Bu türküyü yaktı deyi Kınayanın avradını Seni yere vursam kahpe züğürlük O zaman gönlümün İlhamına bak Bir oda yaptırsam al tavan ile Şu yalan dünyanın devranına bak Halı kilim yastık bir baştan başa Çifte kandil ruşen olsa dört köşe Yedi oğlum olsa koysa el döşe Nazar kıl Hüdanın ihsanına bak Çağırsam davete bayı gedayı Dilde zikrederek gani Hüdayı Pirinç pilâvına diksem cidayı Yanında koç kuzu kurbanına bak Peynir gelsin baş köşeye kurulsun Mıhla kaş yıksın da ana darılsın Sahana yağlıca ete sarılsın Şekerli sütlünün cevlânına bak Kadayıf kahvaltı kaz da öğlene Dünyalar durdukça vara söyene Maydanos şöhretli tere dillene Kahpe gök soğanın devranına bak Baklava pehlivan hoşaf çömezi Yarım kıyye bala olamam razı Kandan şeker ile donansın yüzün Ruhsat bu hayalin elvanına bak Efendim nazar kıl arzuhalime Açlıktan madde bir: Diyeceğim yok «İane» buyurmuş devletli beğim Akşamdan sabaha yiyeceğim yok Derdi olan elbet gelir sızılar Lokman deyu geldim beyler gaziler «Herle» deyu ağlaşıyor kuzular Kazana bir avuç koyacağım yok Ben her zaman huzuruna gelemem Ne havada gezdiğimi bilemem Yol üstüne durup kervan alamam Efendimden başka soyacağım yok Başımda kalmadı zerrece akıl Ağniya komşular oldular pahıl Paşamdan İsterim beş kile tahıl Üç ile dört ile doyacağım yok Kimini ne güzel sevmiş kayırmış Kimini ne güzel vermiş doyurmuş «Kimini ne güzel vermiş» buyurmuş İymanım «muhkem»dir sayacağım yok Murat kapusunda bir tulu emel Yazılmaz mahfuza bozulmaz ezel Günde nida eder cellâdı ecel Kapanmış kulağım duyacağım yok Biraz ahvalimden yazdım varaka Verirsen Ruhsatî atma ırağa Bir top bez isterim biraz nafaka ölürsem mezarda giyeceğim yok Belâ babından masibim Bal eyledin sabreyledim Otuz yıl el kapısında Kul eyledin sabreyledim Zehir mihnet için saldın Çekeceğim iyi bildin Peder maderimi aldın Lal eyledin sabreyledim Tufanlar esti başımda Halâvet yoktur aşımda Şu yirmi sekiz yaşımda Dul eyledin sabreyledim Aşkın zincirin kırdın Yusuf gibi dara soktun Kerem gibi nâra yaktın Kül eyledin sabreyledim Ne devlet verdin ne de mal Ne ziynet verdin ne de al Tekrar gösterdin bir cemal Del'eyledin sabreyledim Sevda verdin mecaz deyu Mecaziden gel vaz deyu Didem yaşın hicaz deyu Sel eyledin, sabreyledim Uzak eyledin dostumu Ateşe yaktın üstümü Bilmedim soydun postumu Şal eyledin sabreyledim Tanıtamadın haddimi Pul ettin altın adımı Bük ettin elif kaddimi Dal eyledin sabreyledim Say edüp belimi büktün Gözümün güherin döktün Nice bin haddeden çektin Tel eyledin sabreyledim Kendimi sanırdım dostun Teaccüp ki bana küstün Nâstan itibarım kestin Çul eyledin sabreyledim Ruhsat seni sever candan Ne candan derunu dilden Bari ayırma imandan Yol eyledin sabreyledim Billahi ağyara vîrmezsem seni Elimde bu kadar mesnet var iken Çevirir dört yanın eylerim hisar Bende ilmi simya kuvvet var iken Haberdar olmadım kendi nârımdan Dağlar âciz kaldı âhü zarımdan Kimseler ayırmaz beni yârımdan Ahdü peyman ile vuslat var iken Gönül kuşun yücelerden uçurdum Elimle yavruya bade içirdim Ölüm acısını çoktan geçirdim Ölümden de yaman gurbet var iken Gene mi göründün dudağı kiraz Aklımı yerinden oynattın biraz O yârdan kimseler almasun miras Deliktaşlı Aşık Ruhsat var iken Hey ağalar derdim kime yanayım Gönül yoldaşım bulana kadar Kişi sevdiğinden ayrı düşerse Yanar ateşlere ölene kadar Göz yaşımdan mektup yazdım almadı Eğer talip isen yaram sar şimdi Demir çarık giydim o da delindi Dolaştım o yâri görene kadar Gözün yaşı o ummana getirir Vefalı güzeller derman yetirir Sevdiğim karşımda küsmüş oturur Ağlarım saçımı yolana kadar Ruhsati nerede kaldı vatanım Kesildi takatim bitti dermanım Geldi kederimden ağzıma canım Ölmem yâr yanıma gelene kadar Tarikatım Nakşi amma Bize Veysi kulu derler Her gidişi yahşi amma Teaccüp ki deli derler İlik zar isen damarda Ne merde bak, ne namerde Uran var ise kemerde Ya kutup, ya veli derler Dil ehli bir âşık isen Hayrı şerri fârik isen Kelâmında sadık isen Bu adam sevdalı derler Ocakta yok ise çömlek Haznede yok ise ömlek Yok ise arkanda gömlek Nesini sevmeli derler Ne kadar yüzün ağ ise Lekesiz sızma yağ ise Ruhsat kunduran yoğ ise Meclisten koğmalı derler Mecidiye küstü, metelik düşman Zaten lira ile aramız yoktur Her kuluna bir dert vermiş Yaradan Açıkta görünür yaramız yoktur Aşkın kâseleri şimdi esildi Nefsin turab oldu yere basıldı Kime yâr dedimse ağyar kesildi Sabırdan başka da çaremiz yoktur Kimi âsi diyor kimisi veli Kimisi boş diyor kimisi dolu Kimi derviş diyor kimisi deli Velâkin bakıyan ser'amız yoktur Tarikim dolmakta yetmiş yaşına Gene dünya için bak savaşına Günahım veznettim kendi başıma Terazi baş vurdu, abramız yoktur Ruhsat'ın bahtında ağ yok Yarabbi Arkamı verecek dağ yok Yarabbi Ramazan geliyor yağ yok Yarabbi Satın almaya da paramız yoktur Yer altında sarı öküz Yüz on dört bin yaşındadır Mevlâm anı boş yaratmış Bütün dünya başındadır Kendi sarı, alnı sakar Dünü günü Hak'ka bakar Silkince âlemi yıkar Bir büğelek peşindedir Kuyruğunun ucu ağdır Yelesi Mısır'a, çağdır Seksen bin boynuzu sağdır Her birisi dışındadır Aşık Ruhsat söyler bunu Dağlardan kalındır gönü Tutsam çifte kossam onu Arzumanım eşindedir Bire gönül vazgel bu hülyalardan Kani ahret, iman kimin aklında Eller kurt olmuşlar koyun ararlar Hani hadis, Kur'an kimin aklında Arşa çıkar zulumatın yalımı Bağladılar doğruların dilini Kapadılar şeriatın yolunu Hani hadis, Kur'an kimin aklında Birbiri üstüne inmekte zulüm Attıkça aksine düşüyor falım Kimsenin aklına düşmüyor ölüm Kani sırat, mizan kimin aklında Bir meniden halkolunma temelin Kibirlenme elde var mı amelin Gayretin gör belki yakın zevalin Beratını yazan kimin aklında Daha neler gelir bu garip başa Sırrı hikmetine karışmam haşa Ruhsati sen beni çalma gel taşa O terazi, mizan kimin aklında Nice gün yalvardık gani rahmana Bir çift öküz verdi bahara doğru Otuz urublağı arpa yükledim Dönderdim yönümü şehire doğru Yolu yarı eyledik, öküz yoruldu Kolum kaldı, kanatlarım kırıldı Perişanlık yakamızdan sarıldı Kulağın biri tut hayıra doğru Çağırdım yoldaşlar hele durunuz Toplanıp da müşavere kurunuz Şu bizim öküzün hâlin sorunuz Uzatır boynunu betere doğru Dediler sür peşin hele buraya Geri kalma, düşürelim araya Senin nene lâzım gelmek kiraya Dönderüp yönünü zarara doğru Gene yavaş yavaş sürdük öküzü Bir yandan zorlatup virdik omuzu Mümkün değil koş istersen camuzu Gene yürütemem pazara doğru Komşular da bildi gayri kalacak Yatsu namazını anda kılacak Dedim ki yoldaşlar nasıl olacak Yan yan bakıştılar harara doğru Bazı Yusuf koştu bazı İsmail Eylemesin Mevlâ hiç kanda zail Dilerim olsunlar murada nail Uğratmasın Allah nazara doğru Hele bir düşün ki gözümün nuru Bu kadar parayı sana kim verdi Bazı fukaraya bulma kusuru Mesti kundurayı sana kim verdi Anadan doğunca kürkün var mıydı Üryan gelmedin mi börkün var mıydı Torba torba mecidiyen var mıydı Tükenmez parayı sana kim verdi Kuş tüyü döşekte yattın uzandın Haftada bir çeşit giydin özendin Aferin aklına, sen mi kazandın Şu tompu tarlayı sana kim verdi Dinle Ruhsatî'yi ne diyem sana Sana bir öğüttür sanma ki çene Çalışmayla verse verirdi bana Bu köşkü sarayı sana kim verdi |