DADALOĞLU N'olaydı da Kozanoğlu'm n'olaydı Sen ölmeden bana ecel geleydi Bir çıkımlık canımı da alaydı Böyle rüsvay olmasaydık cihanda Neyledik de Hakka büyük söyledik Ne akılla kahbeleri dinledik Cahil idik n'ettiğimiz bilmedik Aciz çıktı bak adımız her yanda Beğim gelir arkasından bin atlı Cümlesi de sanki kuştur kanatlı ölürsek derdimiz olur bin katlı Yâr yetimi kalır mıydı meydanda Derviş Paşa gayri kına yakınsın Böbür böbür dört bir yana bakınsın Emme bizden gece gündüz sakınsın Öç alırız ilk fırsatı bulanda Dadaloğlu söyler size adını Şimdiden yok bilsin hasım kendini Bağlasalar parçalarım bendimi Yatacağım bilsem bile zindanda Bereket var toprağında taşında Kırık kırık eser yelin Binboğa Seyfilerin döner yanıbaşında Faraz avcı ister yerin Binboğa Binboğa'yı dersen ünlüdür ünlü Güz ak saya geyer yaz ipek donlu Sağ yanın Saracık solun Reyhanlı İlin Avşar değil Cerit Binboğa Dadaloğlu'm der ki sen seni tanı Adam arap ata vermez mi yemi Sana derim sana dağlar sultanı Sana eş olur mu Berit Binboğa Bizim yaylamız meşeli Dibinde güller döşeli Altı top top menekşeli Kızlar gelir yaylamıza Bizim yaylamız otl'olur Sütü kaymağı tatl'olur Kız gelinden kutlu olur Kızlar gelir yaylamıza Bizim yaylamız kayalı Pınarları süt mayalı Kilerinde kar dayalı Kızlar gelir yaylamıza Bizim yaylamız okulu Akar sular balıklı Dadaloğlu çift belikli Kızlar gelir yaylamıza Şu yalan dünyaya geldim geleli Severim kır atı bir de güzeli Değip onbeşime kendim bileli Severim kır atı bir de güzeli Atın beli kısa boynu uzunu Kuru suratlısı elma cözünü Kızın iplik iplik süt beyazını Severim kır atı bir de güzeli Atın höyük sağrı kalkan döşlüsü Kalem kulaklısı çekiç başlısı Güzelin dal boylu samur saçlısı Severim kır atı bir de güzeli At koşu tutmalı çıktığı zaman Yalı kavak gibi yıktığı zaman At dört kız onbeşe yettiği zaman Severim kır atı bir de güzeli Dadaloğlum hile yoktur işimde Yiğit olan yiğit görür düşünde At dördünde güzel onbeş yaşında Severim kır atı bir de güzeli Gönülden gönüle yol gider derler Onu sürdürmeğe hoşça can gerek Doğru söyle yiğit işin doğrusun Hilebaz olursa yiğit bön gerek Buna kılıç derler aralar açar Püskürür meydana al kanlar saçar Bazı kötüler de öğünür geçer Yiğit batman döğer gözde hûn gerek Yüksek kayalarda şahin ünlemez Kısırdır katırlar kulun kunlamaz Bazı hocalar da sazı dinlemez Nedir kuru ağaç ona din gerek Dadaloğlu der ki belim bükülür Gözümün gevheri yere dökülür Yalnız taştan duvar olmaz yıkılır Koçyiğide emmi dayı ün gerek Gelen geldi elde değil gaziler Akar çeşmim yaşı çağlar ne deyim Sağ selamet geçticeğim Binboğa Sual eyler benden dağlar ne deyim Elde geldi koçyiğidin kınası Dara geldi iki yüz üçün senesi Koc'aslan Kenanın Elif anası Çıkar yollarımı değner ne deyim Dadaloğlum görmedim düşleri Şehidime dikemedim taşları Yarsuvatta olup biten işleri Sual eyler benden sağlar ne deyim Kalktı göç eyledi Avşar elleri Ağır ağır giden eller bizimdir Arap atlar yakın eyler ırağı Yüce dağdan aşan yollar bizimdir Belimizde kılıcımız kirmanı Taşı deler mızrağımız temreni Sultan hakkımızda etmiş fermanı Ferman padişahın dağlar bizimdir Dadaloğlu'm yarın kavga kurulur Öter tüfek davlumbazlar vurulur Nice kocyiğitler yere serilir Ölen ölür kalan sağlar bizimdir Dostum bahçesine yâd el değmesin Kurutur ha nazlı dilber kurutur Senin sevdan yüreğimde yağ komaz Eritir ha nazlı dilber eritir Yüksek olur Arap atın kaltağı Issız kalmaz koçyiğidin otağı Korkarım bir kötü tutar eteği Geri dur ha nazlı dilber geri dur Arap at üstünde olsa postumuz İkrarından döndü m'ola dostumuz Bir gün kara toprak örter üstümüz Çürütür ha nazlı dilber çürütür Dadaloğlu'm der ki ben ne yapayım Hal gi bir güzele dönüp tapayım Eğil de bir yanaktan öpeyim Beri dur ha nazlı dilber beri dur Turnam gelir katar katar Kanadın boynuna atar Seher ile bir kuş öter Ötüşü gül dalınd'olur Kır atın sarı donlusu Yiğidin gözü kanlısı Güzelin göğsü benlisi O da Aydın ilind'olur Kederlenme deli gönül Yiğide hürmetler olur Namlı namlı kar istersen O da Çiçekdağınd'olur Dadal'ım ben yoktur malım Her sözlerim Hakka malûm Allah'ın sevdiği kulun Sevdiceği yanınd'olur Aşağıdan Yusuf Paşa geliyor Düşmanına karşı koyan merd olur Şahin kocasa da vermez avını Aslı kurt yavrusu yine kurt olur Arap atlar yağma oldu arada Fitiller işliyor azgın yarada Bana derler ne gezersin burada ölenece yüreğimde dert olur Küheylânım yedim yedim yederler Olanca malımı talan ederler Heves güves yaptırdığım odalar Korkarım ki düşman konar yurt olur Dadaloğlu der ki göründü dağlar Aşiret kavgasın görenler ağlar Öldüğüme asla gam yemem beyler Zalim düşman üstümüze merd olur Çıktım yücesine seyran eyledim Cebel önü çayır çimen görünür Bir firkat geldi de coştum ağladım Al yeşil bahçeli Kaman görünür Şaştım hey Allah'ım ben de pek şaştım Seyrettim Akdağ'ı Bozok'a düştüm Yozgat'ın üstünde bir ateş seçtim Yanar oylum oylum duman görünür Biter Kırşehir'in gülleri biter Ufacık güzeller hep yeni yeter Çığrışır dalında bülbüller öter Güzelin kaşında keman görünür Gönül arzuladı Niğde'yi Bor'u Gün günden artmakta yiğidin zârı Çifte bedastanlı koca Kayseri Erciyes karşısında yaman görünür Dadaloğlu'm da der zâtından zâtı Çekin eyerleyin gökçe kır atı Göçmek değil bizim ilin muradı Ak yâre gitmemiz güman görünür Yedi iklim dört köşeyi dolandım Meğer dünya her tarafta bir imiş Ben dünyayı Al'Osmanın sanırdım Meğer dünya yüz sultanlık yer imiş İrili ufaklı insan piç oldu Onlar doğdu geçinmesi güç oldu Altı Arap atlı şahbaz nic'oldu Mamur sandım yalan dünya çürümüş Okuduğun tutmaz oldu âlimler Kalmadı adalet arttı zulümler Terlemeden mal kazanan zâlimler Can verirken soluması zor imiş v Kulak verdim dört köşeyi dinledim Meğer gıybetimi eden coğ imiş Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden Az yaşayıp dem sürmesi yeğ imiş Dadaloğlu'm der ki sözüm vasiyet Benim sözüm dinleyene nasihat Besmelesiz kazanılan piç evlâd O da dünyasına ziyan kâr imiş Yine tuttu Gâvur Dağın boranı Hançer vurup acarladın yaramı Sana derim Mıstık Paşa öreni İçindeki bunca beyler nic'oldu Çınar sana arka verip oturan Pöhrenk ile sularını getiren Yoksulların işlerini bitiren Samur kürklü koca beyler nic'oldu Tavlasında Arap atlar beslenir Konağında baz şahinler seslenir Duldasında nice yiğit yaslanır Boz kıratlı yüce beyler nic'oldu Gidip kar beyazdan sular getiren Dört yanında meyvelerin bitiren Çınar sana arka verip oturan Havrana'lı büyük beyler nic'oldu Sabahaca kandilleri yanardı Soytarılar fırıl fırıl dönerdi Ha deyince beş bin atlı binerdi Sana inip konan beyler nic'oldu Mıstık Paşa gitmiş odası yaslı Hatunları vardı hep turna sesli Top top zülüfleri de İstanbul fesli Usul boylu hatunları nic'oldu Saçı altın bağlı fesler sırmalı Lâhuri şal giymiş gümüş düğmeli Gözleri kudretten siyah sürmeli Mor yelekli güzelleri nic'oldu Derviş Paşa yaktı yıktı elleri Soldu bütün Çukurova gülleri Karalar geydik de attık alları Altınımız geçmez akçe tunç oldu Ağlayı ağlayı Dadal'ım söyler Vefasız dünyayı şu insan neyler Bin yiğidi bir kötüye kul eyler Şimden geri yaşaması güç oldu Sana derim sana Hasan kalesi Alt yanında döğüş oldu hön oldu Yiğit olan yiğit çıktı meydana Koçyiğitler Arap ata bin oldu Akşamki gördüğüm şu kara düşler Hesaba gelmedi kesilen başlar Eyerlen atımı küçük kardaşlar Hünkâr tarafından bize yen oldu Akşamınan ikindinin arası Aldı beni şu düşmanın yarası Ecel geldi ölmemizin sırası Ağladı el oba gözü kan oldu Dadaloğlu'm dertli belim büküldü Gözümün gevheri yere döküldü Üç yüz atlı ile cenge dikildi Yüzü geldi iki yüzü dön oldu |