KAZ YUMURTASISidikli Turan izinden gelmişti. Hababam Sınıfı'nda numunelik bir tane bile evci yoktu. Arkası sağlam, asıldığını koparan biri çıkıp da Cumartesi'den Pazartesi sabahına kadar işte böyle dışarıda kaldı mı, Amerika' dan gelir gibi karşılanırdı. Sidikli, ilk kez izinli çıkmıştı. Babasının uydurma selâmına tav olan Müdür, Kel Mahmut'u çiğneyerek vermişti bu izini. Kel Mahmut'a kalsa avucunu yalardı o... Sidikli Turan, çantasını sıranın üstüne koymuş, etrafını saranlara izinli masallarını anlatıyordu. Geleneklere göre bir şeyler anlatmak zorundaydı da... Dans etmişti, locaya kız kapatmış, tam bir şişe de rakı içmişti. Tadını çıkarmıştı izinin! Arkasından pardösüyü bile çıkarmıyordu. Kasketini ensesine doğru itmiş, çantasını boşaltıyordu. Beş paket Yenice'yi kitapların altına soktu. İki de roman getirmişti. Ama kimseye okutmazdı, malı kıymetliydi Sidikli'nin. Hababam Sınıfı'na bir tek akide şekeri bile getirmemişti, ne biçim izinli çıkmaktı bu?.. Çanta boşaldıkça dişe dokunur bir tek çekirdek bile bulamayan Tulum Hayri, burnundan solumaya başlamıştı. Domdom, başını uzatıp bakıyor, don lâstiğine kadar unutmayan Sidikli'nin bir tek karemelâ getirmemesine ifrit oluyordu. Çantanın köşesinde büyükçe bir kutuyu gören Tulum Hayri, hemen el koydu: "Pasta kutusu mu bu?" "Hayır!" "Ne var içinde?" "Yumurta." "Ne? yumurta mı? Ne yumurtası?" "Canım yumurta işte... " "Yani ne işi var yumurtanın okulda? Omlet yapacak değilsin ya!" Yıkılmaz Hadi:"Bizim İnek Şaban'a getirmiş, kuluçka için." Refüze: "Canım dokunmayın çocuğa, zayıfladı bugünlerde. Erkek Sevim'in aşkından. İçecek işte!" Domdom Ali: "Hayır, yalan söylüyor, yumurta değil, başka bir şey var içinde..." Tulum Hayri kutunun kapağını zorluyordu: "Bakarız!" Sidikli Turan, hiçbir tehlike görmediği için zorluk çıkarmadı. Tulum, kutunun ipini çözdü, kapağını açtı, on kadar yumurta kâğıtlara sarılmıştı. Bir tanesini açarak gözüne tuttu. Bir yumurtacı ustalığı ile incelemeye başladı. Sidikli'yi kızdırmak için: "Bayat!" dedi, "Buzhane malı!" Sidikli için bir hakaretti bu: "Günlük yumurta bunlar! Teyzemin tavuklarından!" Tekrar ışığa tuttu: "Hayır!" dedi, "Teyzenin yumurtasına benzemiyor, amcanın yumurtası olmasın?" Bir türlü yumurtayı kutuya bırakmıyordu. Bir oyun düşündüğü belliydi. Ali'ye dönerek: "Domdom!" dedi, "Ben bu yumurtayı saklayacağım, bulursan on gazoz!" "Bulamazsam?" "On gazozu sen ısmarlayacaksın!" "Peki kabul!" İki kafadar gözle anlaşmışlardı. "Çık dışarı." "Kutuya koymak yok!" "Yok!" Domdom dışarı çıktı. Hayri nereye saklanacağını sözde düşünüyor, yumurtayı şunun bunun cebine koyup çıkarıyordu. Sidikli Turan'ın başındaki kaskete şöyle bir göz attı: "Buldum!" dedi. Yumurtayı ustaca kasketin içine yerleştirdi. Turan yumurtanın bir kaza görmeden kendisine dönmesinden memnundu. Domdom'a seslendiler, geldi, önce Hayri'nin ceplerini aradı. Sonra Refüze'ye geçti. Sidikli Turan çekmecesini düzeltir görünüyordu. Kasketini başına sıkıca geçirdiği için düşürme tehlikesi yoktu, rahatça eğilip doğruluyordu. Domdom Ali Refüze'den sonra Kalem Şakir'i de aradi. Bir iki çekmece karıştırdıktan sonra geldi, Sidikli'nin karşısına dikildi! "Bu yumurta sende!" dedi. * Bundan sonraki sayfalar henüz taranıp hazırlanmadı *
|