NEJAT GÜLEN
ŞANLI
BAHRİYE
Nejat Gülen, Şanlı Bahriye (Türk Bahriyesinin İkiyüz Yıllık Tarihçesi 1773-1973)



Kapak
Birinci Baskıya Önsöz
İkinci Baskıya Önsöz

I. Bölüm
MODERN TÜRK
BAHRİYESİNİN KURULUŞU
1. Giriş
2. Yelken Devri
3. Osmanlı Devleti'nde Yelken Devri Gemi Tipleri
4. Osmanlı Devleti'nde İlk Deniz Hareketleri
5. Çeşme Faciası ve Cezayirli Gazi Hasan Paşa, Mora Ayaklanmaları ve Rusların Akdeniz'e İnme Emelleri,
— Koyun Adaları Muharebesi,
— Çeşme Faciası,
— Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın Faaliyetleri.
6. İlk Eğitim Hareketleri ve 1773'de Bahriye Okulunun Kuruluşu

II. Bölüm
III. SELİM DÖNEMİ (1789-1807)
1. 1789'da Ülkenin Genel Durumu
2. Bahriyede Islahat
3. 3. Selim Dönemi Gemileri
4. Dış İlişkiler
5. İngiliz Donanması İstanbul'a Hücum Ediyor
6. III. Selim Tahttan İndiriliyor
7. Bahriye Okulu ve Küçük Hüseyin Paşa

III. Bölüm
II. MAHMUT DÖNEMİ (1807-1839)
1. Devrimci Padişah
2. Bahriye'de Reform Çabaları
3. 1821, 1822 Yıllarında Mora, Sisam, Sakız Olayları
4. Navarin Faciası
5. Tersane, Donanma ve Personel Durumu
6. İlk Modern Gemiler
7. II. Mahmut Dönemi Gemileri
8. İlk Buharlı Gemi ve Amerika Birleşik Devletleri ile İlişkiler
9. Bahriye Okulu'nun Durumu

IV. Bölüm
TANZİMAT DÖNEMİ
VE KIRIM HARBİ (1839-1861)
1. Dönemin Önemli Olayları
2. Firari Ahmet Fevzi Paşa'nın Donanmayı Mısır'a Kaçırması
3. Genel Olarak Bahriye'de Yapılan Islahat
4. Buharlı Gemi Devri Başlıyor
5. Sivil denizcilik Örgütleri
6. Kırım Harbi
7. Kırım Harbi Arifesinde İstanbul
8. Sinop Baskını
9. Sivastapol Savaşı
10. Destan Gemiler
11. Bahriye Okulunun Durumu

V. Bölüm
ABDÜLAZİZ DÖNEMİ (1861-1875)
1. Donanma Tutkunu Padişah
2. Abdülaziz'in Fransa ve İngiltere Gezileri
3. Abdülaziz Dönemi Gemileri
4. Abdülaziz'in Tahttan İndirilişi
5. Bahriye Okulunun Durumu
VI. Bölüm
MAKİNELİ GEMİLER
VE MODERN SİLAHLAR
1. İlk Makineli Gemiler
2. Makineli Savaş Gemileri
3. Ağaç Tekneden Demir Tekneye ve Zırhlıya Geçiş
4. Savaş Gemilerindeki Büyük Gelişme
5. Mayın ve Torpidonun Gelişimi
6. Denizaltının Gelişimi
7. İlk Türk Denizaltıları
8. 1860-1914 Dönemi Savaş Gemisi Tipleri

VII. Bölüm
ABDÜLHAMİT DÖNEMİ (1875-1908)
1. Abdülhamit'in Kişiliği
2. Abdülhamit'in İlk Saltanat Yılları
3. Abdülhamit Donanmayı Niçin Haliç'e Hapsetti?
4. Girit Sorunu ve 1897 Osmanlı-Yunan Harbi
5. Donanmanın Haliç'ten Çıkış Fiyaskosu
6. Yeni Gemiler Alınışı ve Abdülhamit Dönemi Gemileri
7. Ertuğrul Faciası
8. Bahriye Okulunun Durumu

VIII. Bölüm
BAHRİYEDE YABANCI UZMANLAR VE BAZI ÖNEMLİ PAŞALAR, ALBAYLAR
A- Bahriyede Yabancı Uzmanlar
— Jan Baptiste Benoit
— Baron de Totte
— Sir Adolphus Slade
— Hobart Paşa
— Henry Felix Woods
— Amiral Buckham
— Amiral Douglas Gamble
— Amiral Williams
— Amiral Limpus
— Amiral Souchon
B- Bazı Önemli Paşalar, Albaylar
— Cezayirli Gazi Hasan Paşa
— Abdullah Ramiz Paşa
— Çengeloğlu Tahir Paşa
— Firari Ahmet Paşa
— Hacı Ahmet Vesim Paşa
— Morali Eyüp Arif Paşa
— Ateş Mehmet Paşa
— Kayserili Ahmet Paşa
— Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa
— İngiliz Sait Paşa
— Hasan Rami Paşa
— Süleyman Faik Paşa
— Hüseyin Hüsnü Paşa
— Arif Hikmet Paşa
— Osman Paşa
— Mehmet Raşit Paşa
— Albay Hüseyin Rauf Bey (Orbay)
— Albay Ramiz Numan
— Albay Tahir Burak

IX. Bölüm
MEŞRUTİYET
VE SONRASI (1908-1914)
1. Meşrutiyetin İlânında Donanmamızın Durumu
2. Donanma Cemiyeti
3. Barbaros ve Turgut Reis Zırhlılarının Satın Alınışı
4. Padişah Mehmet Reşat'ın Gemi Gezileri
5. Reşadiye ve Sultan Osman Dretnotlarının İngiltere'ye Siparişi ve İngilizlerin Bu Gemilere Elkoyması
6. İtalyan Savaşları - Trablus ve 12 Adanın Kaybı
7. Balkan Harbi Felaketi
8. Balkan Harbinde Donanma
9. İmroz ve Mondros Muharebeleri
10. İmroz ve Mondros Muharebelerinde Yenilginin Muhasebesi
11. Balkan Harbinde "Kötü Yönetim" Tartışmaları
12. Destan Gemi Hamidiye Akdeniz'de
13. Babıâli Baskını
14. Şarköy Çıkartması
15. Edirne'nin Düşmesi, Barbaros ve Turgut Reis Zırhlılarının Çatalca'daki Savaşları
16. Meşrutiyet Döneminde Bahriye Okulu

X. Bölüm
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE MÜTAREKE DÖNEMİ (1914-1920)
1. Savaşa Giriyoruz
— Fenerbahçe Futbol Takımı Rusya'da
— Goeben ve Breslau Kruvazörlerinin Gelişi
— Savaş Başlıyor
— Savaşın Başında Gemilerimiz
2. Çanakkale Savaşları
— Çanakkale Geçilmez
— 18 Mart 1915 Zaferi
— Mayınların Yerleştirilmesi
— Düşman Zırhlıları Batıyor
3. Çanakkale'de Deniz Savaşları
— Donanmamızın Durumu
— Muavenet-i Milliye Muhribi İngilizlerin Goliath Zırhlısını Batırıyor
4. Marmara'da Denizaltı Savaşları
— Denizaltı Savaşları
— Boğazı İlk Geçme Girişimleri, Saphire ve E-15 Denizaltılarının Batışı
— Sultanhisar Torpidobot'unun AE-2 Denizaltısını Batırışı
— Fransızların Başarısızlıkları
— Alman Denizaltılarının Eylemleri
— İngiliz Denizaltılarının Başarıları
— Denizaltı E-11 ve Yüzbaşı Nashmith
— Denizaltı Savaşı Kızışıyor, E-7 ve E-14'ün Saldırıları
— E-l1 Barbaros Zırhlısını Batırıyor
— E-7 ve E-20'nin Batırılışı, Turquoise'ın Esir Alınışı.
5. Karadeniz'de Savaş
— Karadeniz'de Ruslarla Savaş
— Karacılar Yüzünden Batan Gemilerimiz
— Ruslar Yavuz'dan Korkuyor
— Mecidiye Odesa'da Batıyor
— Karadeniz'de Yeni Rus Zırhlıları ve Rusya'da İhtilal
6. İmroz ve Limni Adalarına Baskın
— Limni'de Midilli'nin Batışı, Yavuz'un Yaralanışı
7. Savaş Bitiyor
— Mütareke ve İstanbul'un İşgali
— Donanma Yok Oluyor
— Savaşta Batan Gemilerimiz
8. Birinci Dünya Savaşı'nda ve Mütarekede Bahriye Okulu

XI. Bölüm
KURTULUŞ SAVAŞI VE CUMHURİYET DÖNEMİ
1. Kurtuluş Savaşı Sırasında Donanma'nın Durumu
2. Cumhuriyet'in İlk Yılları
— 1925 Yılı, Bahriye Vekâleti
— İlk Topçu Atışları
— Rize İsyanı
— Şapka Devrimi'nin Donanmadan Başlayışı
3. Bahriye, Fantezi Kuvvet
4. 1928 Yılı ve Atatürk'ün Donanmaya Verdiği Ani Görev
5. İtalya'dan Yeni Muhripler ve Denizaltılar Alınıyor
6. Almanya'dan Denizaltılar Alınıyor
7. 1935-1937 ve İkinci Dünya Savaşı Yılları
- 1936-1937 Yılları
- Montrö Anlaşması
- Niyon Anlaşması
- 1938, ATA'nın Cenaze Töreni
- İkinci Dünya Savaşı Başlıyor
- 1940-1950 Yılları
8. 1950-1973 Yıllarında donanmamız
9. Mühendishane-i Bahri-i Hümayun'dan Yeni Deniz Harp Okulu'na
10. Şanlı Bahriye

KAYNAKÇA

www.1001Kitap.com





III. Bölüm
II. MAHMUT DÖNEMİ (1807-1839)
  1. Devrimci Padişah
  2. Bahriye'de Reform Çabaları
  3. 1821, 1822 Yıllarında Mora, Sisam, Sakız Olayları
  4. Navarin Faciası
  5. Tersane, Donanma ve Personel Durumu
  6. İlk Modern Gemiler
  7. II. Mahmut Dönemi Gemileri
  8. İlk Buharlı Gemi ve Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkiler
  9. Bahriye Okulunun Durumu




II. MAHMUT DÖNEMİ (1808-1839)


    1. Devrimci Padişah

    1808'de, 24 yaşında tahta çıkan II'nci Mahmut'un dönemi 31 yıl sürdü.
    Amcası III. Selim'in Kabakçı Mustafa isyanı sonucu tahtan indirilip öldürülmesinden sonra, Rumeli'den gelen Alemdar Mustafa Paşa tarafından tahta çıkarılan genç padişahın ilk saltanat yılları büyük karışıklıklar ve sıkıntılar içinde geçti.
    Ülke tamamen gericilerin elindeydi. Gerçek bir devrimci olan II. Mahmut sabırla hareket etti, zaman zaman gericilere ödün vererek devlet yönetiminde ve orduda reformları gerçekleştirmek için uygun zamanı bekledi. Nitekim kokuşmuş olan yeniçeri ocağını lâğvetmeğe muvaffak oldu. (Vak'a-i Hayriye, 1826)
    İkinci Mahmut'un 1808-1839 yılları arasındaki saltanat yılları tarihimizin en ilginç olaylarının cereyan ettiği yıllardır.
    III. Selim'in feci bir şekilde öldürülmesinden sonra tahta çıkan II. Mahmut'un ilk işi, Alemdar Mustafa Paşa'yı sadrazam tayin etmek ve amcasını katledenlerini kılıçtan geçirmek oldu.
    III. Selim'in 1804 de Tersaneyi ve Donanmayı ıslâh amacı ile çıkarmış olduğu Kanunname ile Tersane Eminliği kaldırılmış, "Umur-u Bahriye Nezareti" kurulmuştu. Eskisine göre tersane biraz düzen altına alınmış, "Tersane Hazinesi" kurularak mâli olanaklar sağlanmıştı. Ancak dış ve iç problemler nedeniyle gemileri yönetecek, tersaneyi gerektiği şekilde idare edecek personel bir türlü temin edilememişti.
    Çeşme Faciası üzerine tersane ve donanma işlerinde ciddi reformlar yapılması gereği hemen hemen herkes tarafından kabul ediliyordu. Ancak Kabakçı Mustafa isyanı, yapılmış olan çok şeyi bozmuş, III. Selim'in yılarca uğraşarak olgunlaştırmaya çalıştığı bütün reformları ortadan kaldırmıştı. Tabii bu arada, Bahriyede başlamış olan ıslâhat hareketleri de durmuştu.



    II. Mahmut döneminin belli başlı olaylarına bir göz atılacak olursa, tarihimiz açısından bu devrin ne kadar önemli bir dönem olduğu görülür.
    - II. Mahmut tahta çıktıktan birkaç ay sonra başlayan, Alemdar Mustafa Paşanın da ölmesi ile sonuçlanan yeniçeri isyanı, ülkede zaten bozuk olan düzeni daha da bozdu.
    - Türk Magna Carta'sı da denilen "Sened-i İttifak" II. Mahmut tarafından imzalandı. (7/10/1808)
    - Yunan isyanı başladı. Batılı büyük devletler ve Rusya bu isyana yardım etti, bu arada İstanbul Rum-Ortodoks Patriği vatana ihanet suçu ile Patrikhane kapısında asıldı. (22/4/1821)
    - Mora'da Tepedelenli Ali Paşa isyan etti. (20/8/1820)
    - Yeniçeri ocağı lağvedildi. (15/6/1826)
    - Fransız, İngiliz, Rus müttefik donanması Navarinde Osmanlı-Mısır donanmasını kalleşçe yaktı.
    - Mısır'da Mehmet Ali Paşa isyan etti. Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa komutasındaki Mısır Ordusu, Anadolu'da, Osmanlı ordusunu yendi, Kütahya anlaşması imzalandı. (21/2/1833)
    - Mehmet Ali Paşa'ya karşı Rusya'dan yardım istendi ve Hünkâr İskelesi anlaşması imzalandı. (8/7/1833)
    - Bu dönemde Osmanlı Devleti ilk kez Amerika Birleşik Devleti ile ilişkilere başladı.
    - Fransızlar Cezayir'i işgal etti. (12/6/1830)
    - İlk Türkçe gazete basıldı. (25/7/1831)
    - İlk buharlı gemi geldi ve padişah bu gemi ile gezdi. (20/5/1828)
    Bu dönemin en önemli olayı Vak'a-i Hayriye diye anılan yeniçeri ocağının söndürülmesi, yeniçeriliğin kesin olarak ortadan kaldırılmasıdır.
    Bütün gücü ile reform yapmaya çalışan II. Mahmut'a ülkenin tüm gerici, tutucu güçleri, batılı büyük devletler, Ruslar ve İmparatorluktan kopmak isteyen küçük milletler, karşı gelmiş, hep O'nu engellemeye çalışmışlardır. Yaşamı isyanlar, ihanetler, savaşlara rağmen yenilikler ve reform çabaları ile geçen II. Mahmut kuşkusuz kara ordusu kadar bahriyenin de reforma muhtaç olduğunu biliyordu, bu konuda da gayret sarfediyordu, ancak bu çabaları bir türlü yeterli olamadı.
    Devlet için önemli olan Kara Kuvvetleri idi. Deniz Kuvvetlerinin başında Kaptan-ı Derya vardı. Ancak denizcilikten sorumlu olan Kaptan-ı Deryalara gerek III. Selim ve gerekse II. Mahmut zamanında gerekli önem verilmedi, bu makam bir türlü istikrarlı bir makam olamadı. Kaptan-ı Deryalığa genellikle gerçek denizci olmayan, bürokrasiden gelme kişiler atandı ve bu kişiler de sık sık değiştirildi. Nitekim III. Selim zamanında, 19 yılda görev yapan 7 Kaptan-ı Derya'dan sadece Küçük Hüseyin Paşa 9 yıl görevde kalmış, geri kalan 10 yıl süresince 6 Kaptan Paşa değişmiştir. II. Mahmut döneminde, 31 yılda, 16 Kaptan-ı Derya görev almış, bunlardan Koca Hüsrev Paşa 6 yıl, Çengeloğlu Tahir Mehmet Paşa 4 yıl görevde kalmış, kalan 21 yılda 14 Kaptan-ı Derya değişmiştir.


    2. Bahriyede reform çabaları

    II. Mahmut'un tahta çıkar çıkmaz sadrazam tayin ettiği Alemdar Mustafa Paşa, Kaptan-ı Derya Seydi Ali Paşa'yı görevden aldı ve onun yerine islahat yapması için kendi adamı olan Abdullah Ramiz Efendi'yi getirdi.
    Seydi Ali Paşa gerçek bir denizci idi, ancak korsanlıktan gelmeydi ve çok kötü şöhreti vardı. Alemdar, Seydi Ali Paşa'ya Silistire eyaletini verdi, ancak Seydi Ali Paşa, "Ben denizciyim, kara işlerinden anlamanı" diyerek bu görevi reddetti, bunun üzerine Bursa'ya sürgüne gönderildi.
    Rumelili Abdullah Ramiz, Paşa unvanı ile derhal göreve başladı, haraç almaları önledi, Tersaneyi haydutlardan temizledi, kimini azletti, kimini hemen oracıkta idam etti, Donanma ve Tersaneyi düzene sokmak için acımasızca hareket etti. Ancak Tersanenin bozuk düzeninden yararlanmakta olan hırsızlar, haydutlar bu durumdan çok şikayetçi oldular. Zaten 14 Ekim 1808 de yeniçeriler Alemdara karşı isyana başlamışlardı. Bu arada sürgünde bulunan Seydi Ali Paşa'nın akrabalarından Kandıralı Mehmet isimli bir sergerde de 17 Ekim 1808 de, Kasımpaşa'da, ne kadar rezil, serseri, eşkıya varsa hepsini toplayıp organize etti ve bu güruh Donanmayı zabt etti. Çıkan kargaşada Donanma az daha yanıyordu. Yeniçeriler şehir içinde çarpışıyorlardı.
    Alemdar Mustafa Paşa, sığındığı binadaki cephaneliği patlatarak, intihar etti.
    Haliçteki donanma, saray ve çevresine ateş ediyordu. Sultanahmet, Divanyolu ve Ayasofya civarında donanmadan açılan top ateşi yüzünden yangınlar çıktı.
    Alemdar'in adamları, Rumeli Yaranı, Rumeli'ye kaçmak zorunda kaldılar. Bu arada Alemdar'ın Kaptan-ı Deryası Abdullah Ramiz de öldürülmüştü.
    İsyanı yeniçeriler kazanmıştı. II. Mahmut Kaptan-ı Deryalığa yine Seydi Ali Paşa'yı tayin etmek zorunda kaldı. Padişah isyancılara bir şey yapmadı ve sessizce güçleneceği günü bekledi.
    Eski bir korsan olan Şeydi Ali Paşa yeniden Kaptan-ı Derya olunca yine asıp kesmeye başladı, donanmayı ve tersanayi it, uğursuzlularla doldurdu. Bahriye eskisinden daha da kötü bir duruma geldi.
    Seydi Ali Paşa'dan sonra, iki yıl boyunca, dört Kaptan Paşa daha değişti ve sonunda 1811 de Koca Hüsrev Paşa Kaptan Paşalığa tayin edildi.
    Koca Hüsrev Paşa, Mısır'da Fransız ve İngiliz donanmalarının nasıl çalıştığını görmüş, modernleşmenin önemini kavramış bir kişiydi. Padişahın da kendisini desteklemeleri ile ciddi çalışmalara girişti. Derhal yeni gemiler inşa ettirmeye başladı. Ege Adalarından alınması mutad olan Rum denizcileri yerine müslüman denizciler topladı, disiplini ve eğitimi sağlamak için denizcilere yüksek ücretler vermeğe başladı. Hüsrev Paşa 1818 de Kaptan-ı Deryalıktan ayrıldı, yerine denizcilikten anlamayan beş Kaptan-ı Derya geldikten sonra, Hüsrev Paşanın yetiştirmesi Topal İzzet Mehmet Paşa göreve getirildi. İzzet Mehmet Paşa'da donanmada ıslâhat çalışmalarına kalkıştı. Temel hiyerarşiyi koruyarak, yetenekli denizcilerin ücretlerini artırarak, yeteneksizleri atarak, gemi kaptanlarının sadece Bahriye Mektebi mezunlarından olmasını sağladı, bu yönde çalışmalarını sürdürdü. Sonuçta donanmada 8.000 kişi kaldı. Bunları 4.200'ü reis (denizci) 3.000'ü (topçu), 800'ü de tüfekçi (deniz piyadesi) olarak sınıfladı. Donanma cephanesinden hırsızlıklar önlendi. Her yıl iki savaş gemisi inşası plânlandı, güneybatı Anadolu'dan gemi yapımı için gerekli kerestelerin sevkıyatı düzene sokuldu.


    3. 1821-1822 yıllarında Mora, Sisam, Sakız olayları

    O yıllarda garb ocakları (Trablus ve civarı) ve Mısır hariç, tüm Ege ve Akdeniz kıyıları Rum gemicilerin kontrolü altında idi. Rumlar hem denizcilikte usta idiler hem de deniz ticaretinin iyi biliyorlardı.
    Sahil şehirlerinde yaşayan Rum korsanlar tüm deniz ticaretini ellerinde tutuyorlardı. Fransızların büyük gemileri ile bu Rum korsanlar iş birliği yapıyorlardı, hem Rum korsanlar hem Fransız gemileri iyi para kazanıyorlardı.
    İstanbul'daki Kaptan-ı Derya, Ege Adalarında ortalığı kasıp kavuran Rum korsanlarla mücadele etmiyor, bilakis onlardan hediyeler alıyordu, bu hediye almak usuldendi. Korsanlar da adeta düzenli bir şekilde gemi çalıştırıyorlardı. 400 kadar korsan gemi vardı. Hydra, Psara, Naxos adaları korsanların merkezi idi.
    Yunanistan'da ve Adalarda, ayaklanma olduğu zaman bu korsan gemilerinin derhal silahlanıp savaş gemisine dönüşmesi gayet kolaydı. Gerçekten de Yunan İsyanında tüm korsan-tüccar gemileri, Osmanlıya karşı hemen savaş gemisine dönüşmüş, Osmanlı donanmasındaki Rum tayfalar da derhal görevlerini bırakıp asilerin safına geçmişlerdi.
    1821'de, Sisam'da ilk ayaklanma başladığı zaman korsanlara ait yüz kadar ticaret gemisi silahlanarak savaş gemisine dönüştü, hattâ bunlar Çanakkale'ye hücum etmeye bile kalkıştılar.
    Korsan tüccar gemileri silahlanıp Osmanlı devletine karşı savaşırken İstanbul'da, Kasımpaşa da Kaptan-ı Derya gemilere tayfa bulmak için çabalıyordu. İstanbul kayıkçılarını gemici olarak almaya çalıştı. Kayıkçılar gelmediler, sonunda Galata kahvehanelerinden ipsiz, sapsız serseriler toplandı, ayrıca Kasımpaşa'daki tersanede çalışan Maltalı, Cenovalı denizciler de para uğruna gemilere tayfa yazıldılar ve böylece 25 gemi düzene sokulabildi.

    Bu arada devlet Cezayir, Tunus, Mısır'dan da gemi istemek zorunda kaldı. Kaptan-ı Derya Abdullah Paşa'nın tayin edilmesi sonucunda, donanma, İstanbul'dan hareketle âsilerin bulunduğu Sisam'a geldi. 14/8/1821.
    Asi Rum filosu da oradaydı, ancak iki donanma da birbiri ile savaşmaktan çekindi, Osmanlı donanması sonra Mora yarımadasına gitti. Leponta'da bulunan asi gemileri de alarak İstanbul'a döndü. Sisam Adasındaki isyanı bastırmak için Kara Mehmet Paşa Adaya asker çıkartarak asileri ezdi, asiler de Adayı terk ederek Mora'ya gittiler.
    1822 baharında, Osmanlı Donanması Ege'ye açıldı. Kaptan-ı Derya Nasuh Ali Paşa komutasındaki donanma 17 kalyon, 16 firkateyn ve bir çok nakliye gemisinden oluşuyordu.
    Donanma 11/4/1822 günü Sakız Adasına geldi. O gün şeker bayramı idi. Kaptan-ı Derya ve ileri gelen denizciler bayram nedeniyle eğlenirken donanma Rumların sabotajına maruz kaldı.
    Komutanlar o derece gaflet içindeydiler ki, korsanların her hangi bir sabotajına karşı hiçbir tedbir almamışlardı. Rum korsanlar limana Avusturya gemisi süsü vererek iki ateş gemisini soktular ve bu ateş gemileri tüm donanmayı yaktı. Koca kalyonlar, firkateynler yanarak battı, yanan ve boğulan denizcilerin içerisinde Kaptan-ı Derya da vardı.

    Missulig Olayı:

    Yunan isyanı nedeniyle Osmanlıya yardım eden Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa oğlu İbrahim Paşa komutasında güçlü bir askeri birliği Mora ve Ege Adalarına sevk etmişti. İbrahim Paşa 54 savaş gemisi, 400 ticaret gemisine 150 top ve 16000 asker yükleyerek yola çıkmıştı.
    Osmanlı, Mısır birleşik donanması, 1825 de, Amiral Miaulis komutasındaki Yunan Donanmasını yenmiş ve Navarin'e asker çıkartmışlardı. Yunan kara kuvvetleri Navarin limanını muhasara ettiyse de, İbrahim Paşa orduları, Yunanlıları yenerek Mora'ya hakim olmuştu.
    II. Mahmut, Hristiyanlarca kutsal bir yer sayılan Missuling'u almak istiyordu. Bu amaçla, Osmanlı-Mısır donanmasına yüklenen 25000 asker ile İbrahim Paşa, Missilung önüne gelip şehri muhasara etti ve 23/4/1826 da Missilung'u işgal etti.
    İbrahim Paşa Yunan topraklarında ilerledi. Atina'ya girdi. İsyan'ın ele başlarını tutukladı. Yıl 1827.


    4. Navarin Faciası

    Mehmet Ali Paşa'nın Mora'ya yerleşmesi Rusya, İngiltere ve Fransa'yı endişeye düşürmüştü. Bu üç devlet 8/7/1827 de Londra'da aralarında bir anlaşma yaptılar. Bu anlaşmanın esası, Yunanistan'a muhtariyet vermek ve Türklerin Mora'dan çıkmasını sağlamaktı.
    Bu sırada Osmanlı ve Mısır donanması Mora yarımadasının güneyindeki Navarin limanındaydı.
    Çengeloğlu Tahir Paşa ve Muharrem Beyin komutasındaki Osmanlı-Mısır donanması 60 parça gemiden oluşuyordu.
    Fransız ve İngiliz donanması Navarin Önüne geldi. Amiral Heyden komutasında bir Rus donanması da gelip onlara katıldı.
    Osmanlılar Fransız, İngiliz ve Ruslarla savaş halinde değildi. Bu nedenle gelen gemilerin ateş açacağını kimse beklemiyordu. Osmanlı-Mısır donanması Navarin limanında sakin sessiz, demirli yatıyordu.
    Birden, savaş ilan etmeden, Osmanlı-Mısır donanmasına savaş açtılar. Harp nizamında olmayan tüm donanmamız yandı, 57 gemi battı, 6000 denizci öldü. 20 Ekim 1827.
    Bu kalleşçe yapılan baskın tarihe "Navarin Faciası" diye geçti.
    İngilizler ve Fransızlar hemen bizimle anlaşma yaptılar, barıştılar, savaş istemiyorlardı. Biz, Ruslarla karşı karşıya kaldık. Ruslar ise savaş istiyordu. Amaçları yayılmaktı.
    Tuna'dan saldırdılar, Şumnu, Silistire ve Edirne yolundan geldiler ve Edirne'yi işgal ettiler.
    Doğu Anadolu'dan da saldırdılar. Kars'ı, Erzurum'u işgal ettiler.
    II. Mahmut barış istemek zorunda kaldı. Rusya'da Çar, Nikola idi.
    Rusya'da karışıklıklar çıktı ve aynı zamanda İngiltere ve Avusturya, Rusların bu ilerlemesinden memnun değildi. Ruslar durdu ve anlaşma imzalandı. Meşhur 1829 Edirne Anlaşması.
    Bazı kitaplarda yabancı devletlere verdiğimiz ilk imtiyazların Mustafa Reşit Paşa'nın İngilizlerle imzaladığı 16 Ağustos 1838 tarihli Ticaret Anlaşmasından doğduğunu yazar. Yeddi Vahit düzeninin kaldırılmasının, yabancılara önemli ayrıcalıklar tanınmasının ve sonra Muharrem kararnamesiyle Duyünü Umumiye'ye dönüşen duruma 1838 Ticaret anlaşmasının neden olduğunu söylerler.
    Oysa ilk ticari ayrıcalıklar 1829 Edirne Anlaşması ile Rusya'ya verilmiştir.
    Bu anlaşmada şu önemli hükümler vardır:
    1. Rus gemileri Boğazlardan serbestçe geçecekler ve Ruslar Osmanlı topraklarında serbestçe ticaret yapacaklardır.
    2. Türk askeri Eflak ve Buğdan'dan çıkacak, Sırbistan'ın hakları tanınacaktır.
    3. Bağımsız Yunan devleti kurulacaktır.

    Bu anlaşmanın etkileri çok kötü oldu. Bir süre sonra Fransızlar Cezayir'i işgal ettiler. Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa Devlete isyan etti.
    Mehmet Ali'nin oğlu İbrahim Paşa komutasındaki Mısır askerleri bu kez Anadolu'da Osmanlı askerleri ile savaştı, Osmanlı orduları yenildi, padişah büyük bir çaresizlik içinde, âsi eski valisine karşı, ezeli düşmanı olan Rusya'dan yardım istemek zorunda kaldı.
    Visamiral Lozanev komutasında 9 büyük Rus savaş gemisi Boğaza geldi ve Büyükdere önlerine demirledi, Rus askerleri Beykoz çayırına yayıldılar, çadırlar kurdular.
    Bugünkü Anadolu Kavağının yakınında ki "Hünkâr İskelesi"nde Ruslarla Hünkâr İskelesi anlaşması imzalandı. 8 Temmuz 1833.
    Bu anlaşma ile 1829 Edirne anlaşmasının geçerli olduğu yinelendi, yardım istendiğinde Rusya'nın yardım etmesi garanti edildi, buna karşılık Rusya Batılı devletlerden biri ile savaşırsa, Boğazların o devlete kapatılacağına söz verildi.


    5. Tersane, donanma ve personelin durumu

    II. Mahmut Dönemi, batılaşma, askerlikte büyük ıslâhat, devlet kurumlarında reform yapma çabaları ile geçen bir dönemdir.
    Bu dönem, Batılı büyük devletlerle, Rusya ile mücadele, küçük hıristiyan devletlerin özgürlük savaşları ile ve ayrıca içeride tutucularla, gericilerle uğraşma dönemidir.
    II. Mahmut dönemi bir iç isyan ile başlamış, uzun süre gericiler devlete hâkim olmuş, Devrimci Padişah büyük bir sabırla gericilerle savaşmış, ömrü Tepedelenli Ali Paşa, Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve Yunan isyanları ile, Rus savaşları ile geçmiştir.
    Bir zamanlar Osmanlı Devletinin en önemli ve en şerefli örgütü olan Yeniçeri ocağı kokuştuğundan. II. Mahmut tarafından lağvedilmiş, modern bir ordu kurma çabaları çok uzun zaman almıştır.
    Denizcilikte büyük atılımlar yapılamamışsa da, Navarin Faciası ve buharlı gemi devrinin başlaması bu dönemin en önemli özelliğidir.
    Donanmada ve Tersanede bir çok yolsuzluklar yapılmaktaydı.
    Kuşkusuz padişah donanma ve tersanedeki yolsuzlukları düzensizlikleri biliyordu ve bunun önüne geçmeye de çabalıyordu, ancak Rus savaşları, Rumların Rusya, İngiltere, Fransa gibi devletler tarafından tahriki, Mora isyanları,Osmanlı donanmasına çok zarar veriyordu. Çünkü Osmanlı donanması uzman personelini, Rum ahaliden temin ederdi.
    Yunan milliyetçilik hareketleri, Osmanlı donanmasındaki Rum personelin çalışmamasına neden oluyordu.
    II. Mahmut döneminde Bahriyede, kara ordusunda olduğu gibi pek başarılı işler yapılamadı. Yine de bazı olumlu faaliyetlerde bulunuldu. 1826'da Kasımpaşa Tersanesi'nde büyük bir havuz yapıldı. Yeni gemiler inşasına devam edildi. Örneğin Kırım Harbinin ünlü ve büyük Kalyonu Mahmudiye bu dönemde inşa edildi.
    Ancak Ege ve Akdeniz'deki Rum Korsanlarla başa çıkılamıyordu. Üstelik İngiliz, Fransız ve Ruslar bir araya gelerek, 1827'de donanmamızı Navarin'de yakmışlardı.
    Gemi bakımından pek problem yoktu. Buhar makineli savaş gemileri kalyonların yerini alana kadar ahşap gemi inşa etmek oldukça kolaydı. Kasımpaşada'ki Tersane-i Amireden başka Anadolu'da, Ege'de küçük tersanelerde kalyon, firkateyn, korvet, brik cinsi savaş gemileri inşa edilebiliyordu.
    1811'de donanma 42 parçadan ibaret iken bu gemilere 1820'de 20 tane büyük kalyon ilâve edilebilmişti. Kasımpaşa'da üç mükemmel kuru havuzu olan büyük bir tersane, çeşitli fabrika ve mühimmat tesisleri vardı. Donanma için gerekli olan kereste, katran, ip, yelken, barut, top gibi her türlü malzeme, mühimmat kolaylıkla temin edilebiliyordu.
    Problem bunlarda değil, sadece personelde idi.
    Donanmada en önemli noksanlık personel idi. Zaten Dünyanın tüm donanmalarında personel en büyük problemdi.



    1821'de patlayan Yunan isyanı üzerine donanmanın personel durumu büsbütün bozuldu. Çünkü çoğu Rumlardan oluşan donanmanın teknik personeli, Yunan İhtilali ile birlikte gemileri terk edip isyancılara katılmışlardı. İsyancılara katılmayan Rum gemiciler olduysa da bunlar da Osmanlı gemilerinde çalışmadılar.
    Zaten o yıllarda, tüm dünya donanmalarında kaptanlar ve çok önemli kilit personel hariç, gemiciler, ticaret gemilerinden toplanırdı. İngiliz donanmasının gemicileri bile toplama idi. Savaş halinde bunlar ticaret gemilerinden alınır, askeri gemilerde çalıştırırlardı.
    Osmanlı'da pek ticaret gemisi olmadığından gemiciler Adalar denizinden, Cezayir'den, Mısır'dan toplanıyordu, bu gemicilerin çoğu da disiplinsiz kişilerdi. Esasen dünyanın her yerinde denizciler, karacılara nazaran daha disiplinsiz, daha serkeş idiler. Çoğu korsan kökenli idi. Tehlikeli denizlerde fırtınalarda boğuşan denizciler, karacı askerlere göre daha değişik karakterlerde oluyorlardı.
    Personel temini Fransız, İngiliz donanmasında bile problemdi. Ancak ticari gemileri fazla olan bu devletler, savaş gemisi için yeterli vasıfta ve sayıda personel bulmakta güçlük çekmiyorlardı. Oysa Osmanlı'da durum tersine idi. Osmanlıların pek ticaret gemisi yoktu, donanmadaki mevcut teknik personelin vasıflı gemicilerin çoğunluğu da Rum idi ve onlar Yunan İsyanında taraf idiler.
    Bu nedenle Yunan İsyanı başladıktan sonra yöneticiler, donanma için müslüman denizci bulmak zorunda ve çabasında oldular.
    Ayrıca müslüman denizci de pek çok değildi ve onlar da mevsimlik çalışıyorlardı.
    Donanma normal olarak kışın Haliç'te yatar ve mayıs ayında sefere çıkardı. Ege'de Akdeniz'de dolaşan donanma, kasım ayında İstanbul'a tersaneye geri dönerdi. Daha gemiler Yeşilköy önlerine geldiklerinde, Yenikapı ve Samatya açıklarında gemiciler, donanmayı karşılayan, donanmanın etrafına toplanan kayıklara atlayarak gemilerini terk ederler, bu arada, gemilerde taşınabilir ne varsa onları da alır giderlerdi.
    Ertesi yıl, donanma sefere çıkacağı zaman, gemiler yeniden düzülür, yeni erat tedarik edilirdi. Erat için her yere hatta, patriklere, hahamlara bile duyuru yollanır, Rum, Yahudi, hangi milletten, hangi ırktan olursa olsun, tayfa toplanırdı.



    Kara ordusunda reform gerçekleştirilmiş, yeniçerilerin yerine Asakir-i Mensure-i Muhammediye adlı yeni ve modern bir örgüt kurulmuştu ama, bu yeni askerleri donanmada kullanmaya imkân yoktu. Mecburen donanma için Sulacallı, Bülbülceli, İnözlu, Cezayir-i Bahri Sefitli hıristiyan tabaa ile Karadeniz ve Arnavutluk sahillerinden denize yatkın müslüman tabaadan (marin) namı ile bahriye askeri sağlanmaya çalışılmaya başlandı. Donanmanın başındakilerin de mektepli olmalarına çaba gösterildi.
    II. Mahmut dönemindeki İslahat ve reform hareketlerinin esası devlet yönetimi ve kara ordusu idi. Donanma ve tersane hep ikinci planda kalıyordu. Padişah, sadrazam ve diğer devlet ileri gelenleri donanmaya yeteri kadar önem vermiyorlardı, belki de o yıllarda donanma gerçekten önemli değildi.
    Bir kara devleti olan Osmanlı, her zaman kılıçla, tüfekle, topla savaşacak kara askeri bulabiliyordu. Buna karşılık denizci asker bulmak çok zordu. Belki de donanmayı ihmal etmenin bir nedeni de yeterli vasıfta ve yetenekte deniz askeri bulunamaması idi. Belki de savaşlarda kara ordusuna nazaran donanmanın rolü, bir kara devleri olan Osmanlı için fazla değildi.
    Ancak II. Mahmut devrinden kısa bir süre sonra, bütün savaş gemilerine buhar makinelerinin takılması, topların gelişmesi, gemilerin ahşap yerine saçtan yapılması ile donanma ve denizcilik büyük önem kazandı, ama Osmanlı Devletinde yetişmiş personel azlığı nedeniyle denizciliğe yine yeterince önem verilemedi.


    6. İlk Modern Gemiler

    İlk zamanlar bütün gemiler ahşaptı, yansa da, batsa da kolayca yenilenirdi. Osmanlı Devleti'nin çeşitli tersaneleri vardı. Tersanelerin arkasında gerekli keresteyi, direği veren ormanlar, yelken dokuyan tezgahlar, diğer yan sanayi vardı.
    İstanbul'daki büyük Haliç tersanesinden başka İzmit'te, Gemlik'te, Gelibolu'da, Sinop'ta, Girit'te tersaneler vardı.
    Makine dönemi başlamamıştı daha. Toplar ağızdan dolma, iki üç direkli, iki üç ambarlı gemiler kolayca inşa ediliyor. Bizim gemi inşa tekniğimiz, inşa ettiğimiz gemilerin savaş gücü, denizcilerimizin becerisi öteki uluslardan pek de aşağı değildi.
    1795'de, III. Selim'in Padişahlığı sırasında Haliç tersanesinde çok büyük bir kalyon inşa edildi. Fransız gemi inşa mühendisi Löbron tarafından dizayn edilen "Selimiye" kalyonunun 128 topu vardı.
    1798'de Mösyö Benua'nın inşa ettiği "Mesudiye" kalyonu denize indirildi.
    1829'da II. Mahmut'un padişahlığında 128 toplu "Mahmudiye" kalyonunu ve 64 toplu "Şerefresan" firkateynini Mehmet Efendi inşa etti.
    Mahmudiye kalyonu o dönem için çok büyük bir gemi idi.
    II. Mahmut ve Abdülmecit dönemleri Devletin yeniden düzene sokulması dönemleriydi, öyle büyük bunalımlar yaşanıyordu ki, bir kara devleti olan İmparatorluğun çökmemesini sağlamak, kara ordusunu ıslâh etmek, devleti ayakta tutan kurumları düzene sokmak o derece önemliydi ki, deniz işleri normal olarak ikinci plânda kalıyordu.
    Ama gene de yeni gemiler alınıyor, yeni gemiler inşa ediliyordu. 1830-1840'lı yıllarda İstanbul'da kömürle işleyen, yandan çarklı, buharlı gemiler görülmeğe başladı.
    Buharlı gemiler daha çok ticari amaçlarla kullanılıyordu. Savaş gemileri gene büyük yelkenli kalyonlardı.
    1828-1842 yılları arasında inşa edilen büyük savaş gemilerinin bazıları:

Adı Yapıldığı Yer Yapıldığı Yıl Top Sayısı
Feyzi Rahmet
Fethiye
Teşrifiye
Nusretiye
Fevziye
Nizamiye
Tir-i Şevket
İzmit Tersanesi
Gemlik Tersanesi
Gemlik Tersanesi
Haliç Tersanesi
İzmir Tersanesi
Haliç Tersanesi
Haliç Tersanesi
1828
1830
1834
1835
1836
1842
1842
40
96
96
64
96
64
94



    7. İkinci Mahmut Dönemi Gemileri

Adı Cinsi Top Sayısı Yapıldığı Yer Yapıldığı Yıl
Mahmudiye
Şerefsan
Nusretiye
Nizamiye
Tirişevket
Feyzirahmeti
Feyziye
Fethiye
Teşrifiye
Necat
Giranıbahri
Hıfzürrahman
Azlullah
Feyzimabut
Avnillah
Nazikibahri
Zaferküşa
Fevzibahşa
Teşvikiye
Şadiye
Pirişevket
Sürat (Swift)
Kebir
Sagir
Mesiriferah
Mesiri Bahri
Tairi Bahri
Peykişevket
Hümapervaz
Kalyon
Kalyon
Kalyon
Kalyon
Kalyon
Firkateyn
Kalyon
Kalyon
Kalyon
Korvet
Firkateyn
Kalyon
-
Korvet
Firkateyn
Firkateyn
Firkateyn
-
Korvet
-
Kalyon
Buharlı Gemi
Buharlı Gemi
Buharlı Gemi
Buharlı Gemi
Buharlı Gemi
Buharlı Gemi
Buharlı Gemi
Buharlı Gemi
128
64
64
64
94
40
96
96
96
22
54
64
-
22
50
42
-
-
-
-
64
İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
İzmit
İzmit
Gemlik
Gemlik
Sinop
Ereğli
Ereğli
Giresun
Rodos
Midilli
Midilli
Gemlik
Gemlik
İstanbul
İstanbul
İstanbul
İngiltere
İngiltere
İngiltere
Amerika
İstanbul
İstanbul
Fransa
-
1829
1829
1835
1837
1842
1828
1836
1827
1834
1831
1825
1825
1828
1828
1832
1834
1823
1825
1836
1836
1837
1828
1828
1829
1831
1838
1839
1839
-



    8. İlk Buharlı Gemi ve Amerika ile ilişkiler

    Amerika'da ilk kez buharlı geminin inşa edilmesinden sonra, başta İngiltere olmak üzere ileri gitmiş olan bütün batılı devletler buharlı gemi inşaasına başladılar. İngiltere ise buharlı gemi inşa edip başka devletlere de satıyordu.
    İstanbul tüccarları aralarında para toplayarak İngiltere'den bir buharlı gemi satın aldılar ve bunu padişaha hediye ettiler. 20 Mayıs 1828 de İstanbul'a gelen ve orijinal adı "Swift" olan bu gemiye halk "Buğu Gemisi" adını taktı. Padişah bu gemiyi çok beğendi, Marmara'da gezindi, hattâ Tekirdağ'a kadar gitti. Ayrıca Mısır Hidivi de padişaha "Hümayı Pervaz" ismi verilen bir buharlı gemi hediye etti.
    1829 da İngiltere'ye bir gemi daha sipariş edildi. Bu gemiyi Türkiye'ye getiren personel arasında sonraki yıllarda Türk Bahriyesine çok hizmet edecek olan Slaide Paşa da vardı.
    Türk tersanelerinde de buharlı gemi inşa etmek isteniyordu. Bunun için de teknikte ileri gitmiş batılı devletlerden yardım almak şarttı. Ancak Navarin'de donanmayı yakmış olan İngilizlerin veya Fransızların bize gerçekten teknik yardımda bulunmaları şüpheli idi. Bu bakımdan yöneticiler Amerika ile ilişki kurmayı kararlaştırdılar. Amerika hem ilk buharlı gemiyi inşa etmiş olan devletti hem de ilk zırhlı savaş gemileri Amerika'da denize indirilmişti, ilkel de olsa ilk savaş denizaltılarını Amerikalılar kullanmışlardı.
    Padişah II. Mahmut ile kişisel olarak da yakınlığı bulunan Kaptan-ı Derya Çengeloğlu Tahir Paşa bu konuda çok gayret gösterdi, Amerikalı uzmanlarla, modern gemi ve gemicilik konularında ortaklaşa çalışmalar yapıldı.
    Padişah denizcilik konularında Amerika ile işbirliği yapılmasına çok önem veriyordu. 7 Mayıs 1830 da "Türk-Amerika Dostluk Ticaret ve Seyri Sefain Muahedesi" imzalandı.
    Bu anlaşmanın bir gizli maddesi vardı. Bu maddeye göre Amerika, Osmanlı devletine kâr almadan savaş gemileri inşa edip satacaktı. Ancak bu gizli madde Amerikan Senatosundan geçmedi ve hükümet mahcup duruma düştü.
    Bunun üzerine Amerikan Hükümeti o sırada Amerikan maslahatgüzarını İstanbul'a getirmekte olan iki savaş gemisini bize satmayı karalaştırdı. Ayrıca İstanbul'a Henry Ecford adında bir gemi inşa mühendisi de gönderildi.
    Bu mühendisten başka Forster Rhodes adında bir diğer gemi inşa mühendisi de İstanbul'a gönderildi.
    Forster Rhodos, Haliç tersanesinde büyük ve modern Nusretiye kalyonunu inşa etti. Nusretiye Kalyonu 1835 de denize indirildi.
    Ayrıca Eser-i Hayır adı verilen yerli yapımı ilk buharlı gemi 26 Kasım 1837 de Mesir-i Bahri 1839 da Aynalıkavak tersanesinde inşa edilip denize indirildi.
    Bu gemilerin denize indirilme törenlerinde padişah da hazır bulundu.
    Türk-Amerikan ilişkileri, Amerikalı mühendis ve ustabaşılarının tersanede çalışmaları ile 1830-1839 yılları arasında gayet verimli sonuçlar verdi, gemi inşaası konusunda Kasımpaşa tersanesi büyük aşamalar kaydetti.


    9. Bahriye Okulu'nun Durumu

    1773 de Kasımpaşa'da kurulmuş olan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun, II. Mahmut'un saltanatının ilk yılarında çok ihmale uğramış, devlet okulla ilgilenmemiştir.
    22 Aralık 1811 de Kaptan-ı Derya olan Koca Hüsrev Paşa, mühendishanenin eski haline dönüşmesi için çaba harcamışsa da 2 Mart 1818 de başarıya ulaşmadan görevinden ayrılmıştır.
    1821 de Kasımpaşa'nın büyük bir bölümünü mahveden yangın Tersaneye de sirayet etmiş bu arada okul binası da yanmış, öğretime bir yıl ara verilmiştir. Koca Hüsrev Paşa'nın 1822 de yeniden Kaptan-ı Derya olması ile Parmaklıkapı'da (Errehane) okul haline getirilmiş, öğretime burada devam edilmiştir.
    Koca Hüsrev Paşa, II. Mahmut nezdindeki itibarından faydalanarak okulu faideli bir hâle getirmek için gerekli işlemleri yapmış. İmtihan usulü koymuş ve Tersaneyi ziyarete gelen padişahtan şimdiki Deniz Hastanesinin bulunduğu tepedeki eski Cezayirli Gazi Hasan Paşa konağının onarılarak okul haline getirilmesi için irade almıştır.
    Okul, bu arada Heybeliada'ya (1838) nakledilmiş, Kasımpaşa'daki konak tamir edildikten sonra yeniden Kasımpaşa'ya dönerek bu Konakta faaliyette bulunmaya başlamıştır. 30 Haziran 1839 da II. Mahmut'un ölümünde okul, Kasımpaşa'da bu binada idi.


<< Önceki Sayfa - Ana Sayfa - Sonraki Sayfa >>