7. Diplomatik temsilciliklerin işgali ve "gerginliği düşürme" (Deeskalation) politikası
"Gerginliği düşürme" politikasına PKK taraftarlarının Almanya'da diplomatik temsilcilikleri ve parti merkezlerini işgalinden sonra da devam edildiği görülmektedir, ilginç olan, özellikle Yeşiller partisine mensup politikacıların eski muhafazakâr hükümetin politikasını izlemekle yetinmeyip, -PKK ile ilişkilerde- hadsiz hesapsız bir noktaya tırmandırmalarıdır. Berlin Yunan konsolosluğunun işgali sırasında, Yeşiller'den Özdemir ve Koşan, PDS'ten Sayan - bu son ikisi "Kürt asıllı Almanlar" olarak tanımlanıyor 859 -ayrıca gene Yeşiller'den- eski RAF avukatlarından - Ströbele, PKK'lı işgalcilerle "arabuluculuk görüşmeleri" yapmak üzere Berlin'e gitmişlerdir. PKK'lılar, serbestçe ve kimlik kontrolü yapılmadan ayrılabilecekleri vaadi kendilerine verildikten sonra, Yunan temsilciliğini boşaltmışlardır. 860 Frankfurt'taki Yunan temsilciliğinin işgalinde, arabuluculuk yapması için Yeşiller'den Cohn-Bendit çağırılmıştır. Kendi ifadesine göre, "çağıran", Frankfurt polis teşkilâtıdır. 861 Frankfurt eyleminde de "tahmini güç sonuçları beraberinde getirecek bir tırmanmayı önlemek amacıyla" 862 işgalcilerin kimlik kontrolü yapılmamıştır. Bu, yeni "deeskalâsyon" politikası olup, özellikle Yeşiller'den 863 alkış toplamaktadır. "Gösteri ve protesto eylemlerinde, yasak PKK sembollerinin ve Öcalan posterlerinin, devlet makamlarının aksiyonuna yol açmaksızın 864 gösterilmesi", 865 bu yeni "deeskalâsyon" politikasının icaplarındandır. Kaldı ki, "hukuk devleti gücünü ancak bu şekilde gösterebilir". 866
Yukarıda anlatılan stratejinin yeni olmadığı meydandadır. Bir FAZ yazarı, 1996 sonunda Almanya ile PKK arasında yapılan "mütareke"den bu yana, "sınırlı bir deeskalâsyon oyunu"nun oynandığından bahsediyor. PKK taraftarlarının arbedeleri, Nevruz ve 1 Mayıs'a ilişkin Berlin "kargaşa takvimi"nde sağlam bir yere sahipmiş. 867 "Bir gösteride...Almanca pe-ka-ka diye bağırılırsa, bu yasak bir örgütün propagandası yapmak oluyordu ve müdahale etmek gerekiyordu. Göstericilerin ağzından çıkan slogan Türkçe pe-ke-ke'yi andırdığı vakit, bir polis amiri 'dünyadaki bütün dilleri anlayacak hâlimiz yok herhalde' diyerek pasif kalabiliyordu". 868 "Berlin polisi bu sınırlı deeskalâsyon oyununu öyle güzel oynuyordu ki, bunun ebebiyete kadar süreceği düşünülebilirdi". 869 16.2. günü Bonn Kenya Elçiliği işgal edildiğinde de, polisler, "göstericilerin sloganlarını anlayamadıkları" mazeretine sığınmışlardı: "...Daha sonra hepsi bozuk bir Almanca'yla 'ben PKK'yım' (ich bin PKK) diye haykırdı, polisler tabiî bunu da anlamadılar, o yüzden de müdahale etmediler". 870
Dipnotlar: 859. "Hat die Nachgiebigkeit der Polizei die Gevratttaeter ermuntert?", FAZ, 20.2.1999. FR'ye verdiği bir demeçte Sayan, "onlar beni leş yaparlar" ifadesini kullanıyor. "Onlar"la Sayan, Türkleri kastediyor, yani "işkencecileri. Sayan, "Türk devletini kastediyorum" diyor (FR, 17.2.1999).
860. "Drei Kürden in Berlin erschossen", a.g.y.; "Hat die Nachgiebigkeit...", a.g.y.
861. A.g.y.
862. A.g.y.
863. "Hat die Nachgiebigkeit...", a.g.y.; ayrıca bak.: Severin Welland: "Richtige Strategie - Die Polizei reagiert massvoll auf militante Proteste der PKK-Anhaenger", taz, 20/21.2.1999.
864. Weiland: "Richtige Strategie", a.g.y.
865. "Am Handy vorbereitet für den Tag X", FR, 17.2.1999.
866. Weiland: "Richtige Strategie", a.g.y.
867. KonradSchuller: "Wasgeschieht nachdem Schock?", FAZ, 19.2.1999.
868. A.g.y.
869. A.g.y.
870. Hans-Wemer Loose & Wulf Schmiese: "Zahn um Zahn...", a.g.y.
|