|
İÇİNDEKİLER KAPAK SUNUŞ DİN DERSLERİ PROGRAMI 3. Sınıf Cami Müezzin, İmam, Cemaat Bayramlarımız Bayramlarda Ne Yapılır? İman Bugünkü Türklerin Dini Hazreti Muhammet Muhammet'in Peygamberliği Hicret Müslümanlığın Etrafa Yayılması Peygamberin Son Haccı ve Ölümü Peygamberin Ahlakı Allah'a İman Allah Sevgisi DİN DERSLERİ PROGRAMI 4. Sınıf Kimsenin İnancına Karışmamak Hayırlı İnsan Olmak Nasıl Hayır İşlemeliyiz? İslam Dini ve Ahlak Çalışmak Tevekkül Şükür İslamlık, İnsanlarla İyi Geçinmek, Hayırlı Olmaktır İslamlık Bağnazlığı Yasaklar Din Sahtekârlığı, İkiyüzlülük Hazreti Muhammet "Aleyhisselâm" Ehli Beyt, Eshap Hatice DİN DERSLERİ MÜFREDAT PROGRAMI Beşinci Sınıf İslam Dininde Akıl Her Şeyden Üstündür Müslümanlıkta Saçma Şeylere İnanç Yoktur Cumhuriyet Devrinde Müslümanlık Din İşleri, Dünya İşlerinden Ayrıdır Müslümanlıkta Allah'la Kul Arasına Kimse Giremez Dünyadaki Müslümanlar Müslüman Milletlerin İçinde En Kuvvetli Millet Türklerdir Her Millet, Allah'a Kendi Dili ile Hitap Eder Kur'an'ı Kerim'deki Sözlerden Müslümanlar Allah'ı Nasıl Tanır? ÖZYAŞAMÖYKÜSÜ |
![]() 10 HAZRETI MUHAMMET "ALEYHİSSELAM" Peygamber denince halkın gözünün önüne başında kocaman bir sarık, sırtında geniş bir cüppe, bir kucak sakalı göğsünü doldurmuş, elinde tespih, dudakları daima kımıldayan, başı yukarıda mağrur bir adam gelirdi. Halbuki Peygamberimiz, hiç de böyle değildi. Temiz ve çok defa beyaz elbise giyer, başına hafif bir sarık sarardı. Bizans imparatorunun gönderdiği elbise ve başlığı giydiğini de okumuştunuz. O kadar temizdi ki, o zamanın Müslümanları "Biz Peygamberimizin üstüne sinek oturduğunu görmedik" demişlerdir. Peygamber'in siyah saçları uzundu. Kulaklarının hizasına kadar gelirdi. Bazen arkaya doğru, bazen de ortadan ikiye ayırarak tuvalet tarar, güzel koku sürünür,"dişlerini fırçalardı. O zamanın fırçası "misvak"tı. Dişlere daha çok yarayan ve diş etlerine zararı dokunmayan sağlıklı fırçalar o zaman olsaydı, şüphe yok ki, dişlerini onlarla fırçalayacaktı. Bıyıklarını dudakları üstünden keser. Fazlalarını aldırırdı. Siyah ve güzel sakalı da ancak elle tutulacak kadardı. Yüzü, sözü, giyinişi çok güzel olan Peygamberin huyları büsbütün güzeldi. Nazik ve kibardı. Pis kokuları hiç sevmezdi. Sık sık yıkanır, yemeklerden evvel ve sonra elini yıkar, yürürken gideceği yere hızlı hızlı gider, hiçbir haliyle hiçbir kimseyi rahatsız etmezdi. Peygamber'i, boyuna namaz kılar, oruç tutar, dua ederdi zannedenler yanılırlar. Namaz kılardı, fakat daima değil. Orucu da öyleydi. Hatta yola, savaşa giderken herkesin önünde oruç yedi ve halka da oruçlarını bozmalarını, yolcu iken oruç tutanların kendisine asi olacaklarını söyledi. Savaş zamanlarında ve yolda iken namazlarını da çabuk kılar ve dört rekâtları ikiye indirirdi. Peygamber aç kalırdı da karnına taş bağlardı derler. Bütün bunlar yalandır, çocuklar! Bundan evvelki derslerden birinde Peygamber'in "Fukaralık, az kaldı ki imansızlık oluyordu" dediğini söylemiştik. Böyle diyen ve "İyi mal, temiz mal, iyi ve temiz adama ne güzel yaraşır" diye zenginliği metheden bir zat nasıl olur da böyle fakir kalır?.. Zaten kendisi, peygamberliğinden evvel ticaretle uğraşmıştı. Peygamberlikten sonra da bütün Arabistan, kendi emrine tabiydi. Memurlar, her taraftan toplanan zekâtı Medine'ye getirip Peygamber'e verirlerdi. O da bu biriken parayı orduya sarf eder, dul kadınlara, yetim çocuklara, zekât memurlarına, parası bitip yolda kalmış yolculara dağıtır, kendisi ve akrabası için içinden beş para almazdı. Kendisinin deve ve koyun sürüleri ve arazisi vardı. Bunların geliri geçimine fazlasıyla yeterdi. Peygamber, güzel yer, güzel içer, tam medeni bir insan gibi hareket ederdi. Fırça, ayna, tarak daima yanında taşıdığı şeylerdi. Kuru ibadetlerle, dualarla iş beklemez, asker toplar, düşmanlarla savaşır, savaşlarda yaralılara, kadınlara çocuklara dokunmaz, barış zamanlarında verdiği sözde durur, dinine inanmayıp ona vergi vermeyi kabul edenleri fikir ve inançlarında serbest bırakır, kendisinden bir şey soranlara anlayışlarına göze nazik nazik cevap verirdi. Artık Peygamberimizin nasıl bir zat olduğunu anladınız ya! Bundan sonra öyle yanlış şeyler söyleyenlere doğrusunu anlatır, dinlemezlerse sözlerine hiç önem vermez, kendi hallerine bırakırsınız. Zaten Peygamber de zamanında böyle yapardı. Onlar, günün birinde fikirlerinin yanlış olduğunu her halde anlarlar, anlamasalar bile artık bu asırda o yalan yanlış inançları kimse kabul etmez; o yalanlar, kendileriyle beraber mezara gider. |